
Moğolistan’da gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar, 14 kilometrelik antik sulama kanalı ile Türklerin planlı tarım geçmişinin 100 yıl geriye gittiğini ortaya koydu.
İZMİR (İGFA) – Tuul Vadisi’nde, Dokuz Oğuzlar’a ait olduğu düşünülen “kayıp kent” Togu Balık’ta önemli bulgular elde edildi. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) destekli olarak, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ve Moğolistan Bilimler Akademisi işbirliğiyle yürütülen kazılarda keşfedilen devasa sulama kanalı ve saray kompleksi, bölgedeki yerleşik yaşam ve tarımsal üretim tarihini yeniden değerlendirmeye açtı.
Maden Kentinden Gelişmiş Tarım Merkezine
Proje Sorumlusu Prof. Dr. Şaban Doğan liderliğinde, 30 kişilik multidisipliner bir bilim ekibiyle yürütülen kazıların üçüncü sezonunda antik buğday tohumları, saray kalıntıları ve boy damgaları bulundu. Bu bulgular, kentin yalnızca bir madencilik ve metalürji merkezi değil, aynı zamanda gelişmiş bir tarımsal üretim şehri olduğunu gösterdi. Jeoarkeolojik araştırmalar kapsamında yapılan 45 sondaj çalışması sonucunda, botanik uzmanları tarafından 124 damarlı bitki türü kaydedildi ve bölgede ekimi yapılan 4 farklı antik buğday türünün tohumlarına ulaşıldı. Drone destekli taramalarla Tuul (Tola) Nehri yatağından tarım alanlarına yönlendirilmiş 14 kilometrelik sulama kanalı şebekesi de haritalandırıldı.
Akademik Dünyada Tam Uzlaşı: “Surlar ve Buluntular Türk Dönemini İşaret Ediyor”
Prof. Dr. Şaban Doğan, kentin tespit sürecinin 8 yıllık kapsamlı bir araştırmaya dayandığını belirtti. Daha önce yazıtlarda ve Çin kaynaklarında adı geçen ancak konumu bilinmeyen kentin tespitiyle ilgili bilgi verirken, “Hermen Denj alanında daha önce Kitan şehri olarak bilinen noktada anlamlandırılması güç Uygur seramikleri bulunmuştu. Surların Türk dönemini işaret ettiğini düşünerek başladığımız kazılarda, saray kalıntısındaki buluntuların tamamen Türk dönemine ait olduğunu tespit ettik. Kitan yerleşimi üzerine çalışan akademisyenlerle bulgularımızı paylaştığımızda, alanın Togu Balık olduğu konusunda bilim dünyasında tam bir uzlaşı sağlandı” dedi.
Saray Yapısı, Estetik Anlayış ve Sosyal Yaşama Dair Önemli Verilere Ulaşıldı
Kentin güneydoğusunda yer alan surla çevrili saray kompleksinin mimari özellikleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Doğan, “Saray yapısındaki sütun altlıklarını ve giriş kapısını ortaya çıkardık. Surların giriş kapısı doğrudan Tola (Tuul) Nehri’ne bakmaktadır. Surların içinde, sarayın müştemilatı olan küçük yapılar yer alıyor. Botanik uzmanlarımız, bölgeye dışarıdan getirildiği belirlenen süs bitkisi kalıntılarına ulaştı. Bu durum, saray hayatındaki estetik anlayışı gözler önüne seriyor. Şehrin imalat kapasitesini anlamak amacıyla yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda, seramik, tuğla ve kiremit imalatında kullanılan bir fırın kalıntısına ulaştık. Fırındaki küllü katmanda çok sayıda hatalı imalat ve seramik parçası tespit ettik. Şehri çevreleyen dağlarda yapılan yüzey araştırmalarında bir kaya yazıtı, çok sayıda petroglif ve boy damgası bulundu. Damgaların Dokuz Oğuz boylarına ait olması, kentin kimliğini doğrulayan önemli bir kanıt oluşturuyor. Kent sakinlerinin beslenme alışkanlıklarında küçükbaş hayvan tüketimi ön plandayken, geyik ve domuz gibi av hayvanlarının da tüketildiği belirlendi. Kutlu alanlarda bulunan yanık kemik parçaları üzerinde yapılan laboratuvar analizleri, defin gelenekleri ve yakma ritüellerinin tespiti için devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Modern Tarım Geçmişi Dokuz Oğuzlar’a Uzanıyor
Elde edilen bulguların bozkır ekonomisine dair bilinenleri altüst ettiğini ifade eden Prof. Dr. Şaban Doğan, tarımsal üretime ilişkin bulgulara da değindi. Prof. Dr. Doğan, “Bu yılki çalışmalarımız, şehrin ekonomisinin sadece madenciliğe dayanmadığını ve burada ciddi anlamda tarım yapıldığını ortaya koydu. İlk bulgular beni oldukça şaşırttı. Arkadaşlarımız, antik dönem tarımını kanıtlayacak buğday tohumlarına ulaştı. Ayrıca, dronlarla yaptıkları çalışmalar sonucunda Tola Nehri’nin yaklaşık 14 kilometre boyunca tarım alanlarına su yönlendiren su kanalları kalıntılarına ulaştık. Bu oldukça anlamlı bir keşif. Yani 14 kilometrelik bir sulama kanalından bahsediyoruz. Tarım alanlarının sulama amaçlı kullanıldığı değerlendiriliyor. Böylece, yalnızca madencilik değil, aynı zamanda tarımsal faaliyetlerin de yapıldığını kanıtlamış olduk. Uygurlarla başlattığımız modern tarım anlayışının aslında Uygurlardan bir 100 yıl daha erkene, onların öncülü olan Dokuz Oğuzlar’a uzandığını söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



