Üç Kuşaktır Van Gölü’nde Balıkçılık Mücadelesi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Üç Kuşaktır Van Gölü’nde Balıkçılık Mücadelesi

Van Gölü kıyılarında geçen hayatı ve balıkçılık mesleğini anlatmak için söze başlamak gerekirse, 4 çocuk babası olan Şeyda’nın hikayesi önemli bir örnek sunuyor. Üçüncü kuşak balıkçı olan Şeyda, çocukluğunun ilk yıllarını dedesi ve babasının teknelerinde geçirdi. Bu meslek onun için sadece bir iş değil, aynı zamanda aile mirasının sürdüğü bir yol olmuş durumda.

Her sabah güne erken saatlerde başlayan Şeyda, teknesinde yaptığı hazırlıkların ardından “vira bismillah” diyerek Van Gölü’nün derin ve mavi sularına açılıyor. Tam 22 yıldır bu gölde balıkçılık yapan Şeyda, kışın zorlu hava koşullarına ve dondurucu soğuklarına rağmen pes etmiyor ve ekmek mücadelesini sürdürüyor. Yakaladığı balıkları toptancılara satarak ailesinin geçimini sağlıyor. Bu, onun için sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda kendi aile tarihinin bir parçasını devam ettirme çabasıdır.

– “Üç kuşaktır balıkçılığı sürdürüyoruz”

Şeyda, balıkçılık mesleğini sürdüre limiti kararlılıkla devam ettirdiğini ve bu mesleğin ailesinin de bir parçası olduğunu belirtiyor. AA muhabirine verdiği röportajda, çocukluğunda babasıyla yaptığı balık avlarını anımsayarak, “Balıkçılık mesleği dedemden babama, babamdan da bana kaldı. Üç kuşaktır balıkçılık mesleğini sürdürüyoruz,” dedi. Ailesinin geçimini sağlamak için teknesini kullandığını ve mesleğini severek yaptığını vurguladı. Ayrıca, bu mesleği gelecekte çocuklarına da aktarmak istediğini belirtti. Hafta sonları çocuklarını yanına alarak onlara balıkçılığı öğretmek için çaba sarf ediyor.

– “Bazen ağlarımız donuyor”

Sabahın erken saatlerinde göle açıldığında yaşadığı bazı zorlukları ise gözler önüne seriyor. Teknede kahvaltı yaptıktan sonra, önceden attığı ağları toplamak için hazırlıklara başlıyor. Kış aylarında hava koşulları, balıkçılığı daha zor bir hale getiriyor. Şeyda, “Soğuk havalarda bu iş biraz daha zorlaşıyor. Kış aylarında bazen ağlarımız donuyor,” ifadelerini kullanarak bu durumun kendileri için ne kadar sıkıntılı olduğunu aktarıyor. Günlük avladığı balık miktarının 50 ila 60 kilo arasında değiştiğini, ancak bu yıl özellikle balık sayısında bir azalma olduğunu üzüntü ile belirtiyor. Balık avına çıkmadan önce teknesinin motorunu, suyunu, yağını ve yakıtını kontrol ettiğini ifade ediyor. Toplamda 15 adet ağı olduğunun altını çizerken, her bir ağın uzunluğunun 300 metreyi bulduğunu da ekliyor. Bazen avladıkları balık miktarının sıfıra düştüğünden de bahseden Şeyda, “Balık soğuk havalarda daha derine kaçar. Bu nedenle Gevaş ve Tatvan taraflarına ağ atıyoruz; yani sürüyü takip ediyoruz,” diyerek iklim değişikliklerinin ve çevresel faktörlerin etkilerini de bir nebze ortaya koyuyor.

Şeyda’nın hikayesi, sadece bir balıkçının yaşamını değil, aynı zamanda balıkçılık mesleğinin gelenekten geleceğe nasıl taşındığını, doğal zorluklara karşı verilen mücadelenin ne kadar emeği gerektirdiğini ve bu mesleğin aile açısından gerek aile geçmişi gerekse de gelecek nesillere olan etkisini de yansıtıyor. Her bir av, her bir gün için verilen mücadele, bir yandan ekmek parası elde etme çabası olurken, diğer yandan köklü bir geleneği yaşatma arzusu olarak da Tanımlanabilir. Şeyda’nın balıkçılığı, ailenin gelecekte

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın