
(ANKARA) – Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın duyurduğu “üç yılda lisans modeli” ile ilgili bir açıklama yaptı. TMMOB, akademik takvim ve eğitim süresinin öğretimin kalitesini doğrudan etkilediğini belirterek, bu tür düzenlemelerin üniversite senatolarının bilimsel değerlendirmelerine bırakılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı alanlarında lisans süresinin üç yıla indirilmesinin kamu güvenliği ve mesleki sorumluluk mekanizmaları açısından riskler taşıdığına dikkat çekildi.
TMMOB Yönetim Kurulu, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın “dört yıllık lisans programlarının akademik takvimlerinin yeniden düzenlenerek üç yılda tamamlanmasını hedefleyen model” hakkında yazılı bir açıklama yaptı. Bu açıklamada, söz konusu modelin mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı gibi alanlarda önemli sakıncalar barındırdığı vurgulandı.
Açıklamada, “Üniversiteler özerk kamu tüzelkişilikleridir” ifadesine yer verilerek, merkezi otorite tarafından belirlenen ve lisans programlarının üç yıla indirilmesini öngören bir akademik takvim modelinin, üniversitelerin bilimsel özerkliğine zarar vereceği ifade edildi. Öğretim ve öğrenim kalitesini etkileyen düzenlemelerin üniversite senatolarının değerlendirmesine bırakılması gerektiği belirtildi. Ayrıca, üniversitelerin yalnızca uygulayıcı kurumlar değil, bilimin üretildiği ve eleştirel düşüncenin geliştiği özerk yapılar olduğu hatırlatıldı.
Mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı programlarının üç yılda tamamlanmasının zorluğuna dikkat çekildi. Bu programların güçlü bir temel bilim altyapısı, zincirleme bağlı dersler, laboratuvar çalışmaları ve staj gibi unsurlara dayandığı belirtildi. Ayrıca, derslerin belirli bir sıra ile işlendiği ve bir ders tamamlanmadan üst aşamaya geçilemeyeceği ifade edildi.
Açıklamada, Avrupa yükseköğretim alanında dört yıllık lisans programlarının toplam 240 AKTS kredisi içerdiği hatırlatıldı. Bu kredilerin üç yıllık bir modele aktarılmasının, öğrenme çıktılarının kalitesini düşürmeden mümkün olmadığı vurgulandı. Eğitimin yoğunlaştırılmış dönemlere sıkıştırılmasının öğrenme sürecini olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.
Uluslararası akademik standartlara da atıfta bulunarak, lisans eğitiminin yalnızca takvimsel bir unsur değil, aynı zamanda öğrenme sürecinin kalitesini belirleyen bir bileşen olduğu belirtildi. Yoğunlaştırılmış eğitim modelinin, öğrenme çıktıları ve iş yükü açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı mesleklerinin kamu güvenliğini doğrudan etkilediği vurgulandı. Bu nedenle, bu alanlarda öğretim süresinin üç yıla indirilmesinin, sadece eğitbilimsel değil, aynı zamanda kamusal güvenliği olumsuz etkileyen bir durum olduğu ifade edildi.
Türkiye’nin deprem kuşağında bulunması ve plansız kentleşmenin sorunlar doğurması göz önüne alındığında, mühendislik derslerinin yüzeyselleştirilmesinin kabul edilemeyeceği belirtildi. Bilgi ve beceri eksikliğinin yalnızca bireysel bir yetersizlik değil, toplumsal sonuçlar doğurabilecek bir güvenlik sorunu olabileceği ifade edildi.
Açıklamada, önerilen modelin öğretim üyelerinin sürekli ders yükü altında kalmalarına neden olabileceği ve bu durumun araştırma faaliyetlerini zayıflatabileceği belirtildi. Yoğunlaştırılmış eğitim modelinin akademik üretimi olumsuz yönde etkileyebileceği ifade edildi.
Staj ve uygulamalı eğitimin, kuramsal bilginin toplumsal üretim süreçleriyle buluştuğu en önemli aşama olduğu ifade edildi. Yaz dönemlerinin akademik takvime dahil edilmesinin, öğrencilerin zorunlu stajlarını ve saha çalışmalarını gerçekleştirmelerini zorlaştıracağı belirtildi.
Açıklamada, yükseköğretimde asıl sorunun süre değil, planlama ve nitelik olduğu vurgulandı. Eğitim süresinin kısaltılmasının yapısal sorunları çözmeyeceği ifade edildi. Mezun sayısının artışının nitelikli istihdam olanaklarıyla desteklenmediği ve bu durumun işsizlik sorununu büyütebileceği belirtildi.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



