Uçum: Yeni Kanun ile Terörle Mücadelede Dönüşüm

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Uçum: Yeni Kanun ile Terörle Mücadelede Dönüşüm

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’u ele aldı. Uçum, “7595 sayılı Kanun olağan bir terörle mücadele kanunu değildir. Bu kanun, sistematik terörü sona erdirmeye yönelik genel bir amaca sahiptir” ifadesini kullandı. Ayrıca, devletin muhataplarına yönelik belirli şartlarla yeniden başlama imkanı sunduğunu belirtti. Uçum, bu politikanın başarısına bağlı olarak ikinci derecede sonuçların doğabileceğini, kişisel şartların yerine getirilmesi halinde kanundan kaynaklı bazı hukuki sonuçların ortaya çıkacağını, aksi halde olumsuz sonuçlar doğacağını vurguladı. Sürecin aşamalarına uyum gösterenlerin Türkiye’nin kazanmasına katkıda bulunacağını, bu aşamalara direnenlerin ise kaybedeceğini ifade etti.

Uçum, AA’da yayımlanan yazısında, olağan dışı dönemlerin olağan dışı yöntemlerle yönetildiğini dile getirdi. “Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci, Cumhuriyet tarihimizin en kritik olağan dışı dönemlerinden birisidir. Rutin dışılığın temelinde, ele alınan konuyu güncel siyasetten ziyade genel siyaset perspektifiyle değerlendirmek yatmaktadır” şeklinde konuştu. Kanunda yer alan ‘terör örgütünün fiilen sona ermesi’ ve ‘örgütün tamamen tasfiyesi’ gibi ifadelerin hukuksal bir sona erme anlamına gelmediğini, bu ifadelerin pratik süreçler olarak ilerleyeceğini belirtti.

iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!

ABONE OL

Çerçeve yasa, tarihi bir oyla kabul edildi. Peki şimdi süreçte neler yaşanacak? İşte bilinmesi gerekenler…

Uçum’un değerlendirmeleri şöyle devam etti:

“Tekrar hatırlatmak gerekirse, Türkiye’nin içeride ve bölgede sistematik terör tehdidinden kurtulması, demokratik siyasetin bazı unsurlarındaki terör vesayetinin ortadan kaldırılması, terörün sosyal, ekonomik ve kültürel etkilerinin tüm yönleriyle sona erdirilmesi hedefiyle devlet, kapsamlı bir geçiş süreci başlattı ve bu doğrultuda yeni bir paradigma oluşturdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25-26 Ağustos 2024 tarihlerinde Ahlat ve Malazgirt programlarında, 30 Ağustos 2024’teki Zafer Bayramı etkinliğinde ve 1 Ekim 2024’te TBMM’nin yeni yasama yılı konuşmasında bu paradigmayı detaylı bir şekilde açıkladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, cesur yaklaşımlarıyla sürecin önünü açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde, Bahçeli’nin kararlı tutumu ve Cumhur İttifakı’nın güçlü iradesi ile terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci başarıyla ilerlemiştir.

Devlet inisiyatifi olarak başlayan bu süreç, terörsüz bir bölge oluşturma amacıyla önemli bir aşamaya gelmiştir. 1 Ekim 2024 itibarıyla yürürlüğe giren bu süreç, son yirmi iki ayda birçok ilerlemeyle hedefe yaklaşmıştır.

Bu hedefe ulaşmada kritik adımlardan biri, geçiş süreci kanununun onaylanmasıdır. TBMM, 10 Ağustos 2026’da bu kanunu kabul etti ve 18 Ağustos 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 7595 sayılı Kanun’un tarihi bir misyon üstleneceği öngörülmektedir. Bu kanun, Türkiye’nin sistematik terörü sona erdirmek için oluşturduğu çerçeve hukuku temsil ediyor. Kanun uygulamaya geçtiğinde ve süresi başarıyla tamamlandığında, terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci tamamlanacaktır. Bu nedenle, 7595 sayılı Kanun, olağan bir terörle mücadele yasası olarak değerlendirilmemelidir. Bu kanun, sistematik terörü sona erdirmeyi amaçlayan genel bir hedef taşımaktadır. Dolayısıyla, 7595 sayılı Kanun incelenirken yalnızca pozitif hukuk çerçevesinde ele alınmamalıdır; genel amacı göz önünde bulundurulmalıdır.

1- 7595 Sayılı Kanun’a İlişkin Metodoloji Sorunu

Olağan dışı dönemler, olağan dışı yöntemlerle yönetilir. Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci, Cumhuriyet tarihimizin en önemli olağan dışı dönemlerinden biridir. Rutin dışılığın temel ölçütü, konuyu güncel siyaset açısından değil, genel siyaset perspektifiyle değerlendirmektir. Devletin genel işleyişi içerisinde süreci yönetmek gerekmektedir.

Bu nedenle, geçiş sürecinin hukuk politikasının özel olarak geliştirilmesi gerekiyordu. Geçiş süreci kanunu, bu bakış açısının somut bir ürünüdür. TBMM’nin olağan yasama faaliyetinin değil, olağanüstü koşullara uygun olağan dışı yasama faaliyetinin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Kanun teklifinde sekiz partinin imzasının bulunması ve 367 milletvekilinin desteği, bu olağan dışı yasama faaliyetinin önemli bir göstergesidir. Kanunun kabulünde 467 milletvekilinin oyuyla elde edilen yüksek mutabakat, bu durumun belirleyici bir kanıtıdır. Bu süreç, konunun yalnızca güncel siyaset ve parti ajandaları çerçevesinde değil, ülkenin ihtiyaçları üzerinden ele alındığını gösteriyor. Bu nedenle, kanun koyucunun iradesi, kanunun genel amacına öncelik vermektedir. Bu durumda, kanunun genel amacı, tüm hükümlerinin yorumunda temel bir ilke olarak benimsenmelidir. Kanun, ilkesel olarak amaçsal bir yorumla ele alınmalı, sözel yorum da genel amaca yardımcı olacak şekilde gerçekleştirilmelidir.

7595 sayılı Kanun, olağan bir hukuki düzenleme olarak değerlendirilemez. Bu kanunun olağan dışı yönü, genel amacıdır. Genel amaç, sistematik terörün kesin ve sürekli olarak sona erdirilmesidir. Kanunun ceza ve infaz politikaları, bu genel amaca hizmet etme yaklaşımıyla oluşturulmuştur. Bu nedenle, ceza ve infaz yaklaşımlarının genel amacın dışında değerlendirilmemesi gerekmektedir.

Kanun, devletin muhataplarına yönelik şarta bağlı bir yeniden başlama imkanı sunan bir politika izlemektedir. Bu politikanın başarısına bağlı olarak sonuçlar doğacaktır. Devlet, pozitif hukuk aracılığıyla milli ve kamusal bir üstün yarar politikası uygulamaktadır. Bu politikanın başarılı olması halinde hukuki sonuçlar doğacak, aksi takdirde olumsuz sonuçlar meydana gelecektir. Ancak, kanunun hukuki niteliği bakımından, genel gerekçede belirtildiği gibi, bu kanun ‘hukuki niteliği itibariyle ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir düzenleme’ olarak tanımlanmıştır.

Kanunun PKK/KCK terör örgütüne ve bağlantılı diğer oluşumlara özgü olduğunun etkisi, kanunda yer alan kavramların anlamını etkilemektedir. ‘Terör örgütünün fiilen sona ermesi’ ve ‘örgütün tamamen tasfiyesi’ gibi ifadeler, hukuksal bir sona erme ya da tasfiye

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın