Uğur Gallenkuş: Paralel Evrenlerdeki Yüzleşme

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Uğur Gallenkuş: Paralel Evrenlerdeki Yüzleşme

Türkiye, iki farklı dünya arasında sıkışmış bir yaşamı barındırıyor. Bir yanda savaş, çatışma ve göç gibi zorlu gerçeklikler; diğer yanda ise görece barış, huzur ve refah. Bu iki durumu aynı anda gözlemleyip deneyimleme fırsatına sahip oluyorsunuz.

Uğur Gallenkuş

1990 yılında Niğde’de dünyaya gelen Uğur Gallenkuş, çocuk yaşta ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra çeşitli sektörlerde çalıştı. Ancak, 2015 yılında karşılaştığı bir fotoğraf, hayatının seyrini köklü bir şekilde değiştirdi.

Suriye Savaşı sırasında ailesiyle birlikte kaçmaya çalışan üç yaşındaki Alan Kurdi’nin Bodrum sahiline vuran cansız bedeni, onun için bir dönüm noktası oldu. Bu görüntüye refleks olarak bir kolajla yanıt verdi ve böylece “Paralel Evrenler” serisinin başlangıcı gerçekleşti.

Dijital kolaj sanatçısı Uğur Gallenkuş’un eserleri, sert bir yüzleşme alanı sunuyor. Savaşla huzuru, yoksullukla refahı ve kayıpla güvenliği aynı karede bir araya getiriyor. Foto muhabirlerinin sunduğu acımasız gerçeklik ile günlük hayatın sıradan anlarını yan yana getirerek izleyiciyi düşündürüyor, rahatsız ediyor ve empati kurmaya teşvik ediyor.

Uğur Gallenkuş’un çalışmaları, Juxtapoz Magazine, DIY Photography ve My Modern Met gibi uluslararası platformlarda yer buldu. İtalya’dan Almanya’ya kadar birçok ülkede sergiler açan sanatçı, eserlerini güçlü bir aktivizm aracı olarak kullanıyor. UNDP, UN SDG Action, WHO Foundation ve Médecins Sans Frontières gibi kuruluşlarla işbirlikleri sayesinde küresel eşitsizliklere, sağlık krizlerine ve çevresel sorunlara dikkat çekiyor. 2021’de eserlerinin uzaya gönderildiği “Zero Gravity” sergisi, bu etkinin en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

“Parallel Universes of Children” ve “Parallel Universes of War and Peace” isimli kitaplarla çalışmalarını kalıcı hale getiren sanatçı, 2025 yılında Milano Triennale’de düzenlenecek “Eşitsizlikler” sergisinde yer alacak.

2020 yılından itibaren üretimlerinden gelir elde ederek yaşamını sürdüren Gallenkuş, son iki yılda yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle yeniden iş hayatına dönme kararı aldı. Şu anda Kocaeli’de ailesiyle birlikte yaşıyor; bir yandan mavi yakalı bir işte çalışarak geçimini sağlarken, diğer yandan sanatsal üretimlerine devam ediyor.

Gallenkuş’un hayatının, eserlerindeki o keskin çizgi gibi ikiye ayrıldığını düşünüyorum. Dünyanın en sert gerçekliklerini anlatırken, herkes gibi o da kendi yaşamının gerçekleriyle mücadele ediyor.

Bugün dünyanın bir köşesinde hayat olağan akışında devam ederken, başka bir yerinde çocukların başına bombalar yağıyor. İşte böyle bir zamanda Uğur Gallenkuş ile bir araya geldik. Savaş, göç ve eşitsizlikler arasında, onun “paralel evrenler” dediği keskin ayrımı konuştuk. Sanatın bir yüzleşmeye nasıl dönüştüğünü ve aynı dünyada yaşayıp bambaşka hayatların ne anlama geldiğini ele aldık…

Foto muhabir: Amer Almohibany

“Hobi olarak mizah ve hiciv içerikleri üretiyordum”

– Kolaj çalışmalarına ne zaman başladınız? Bu alana ilginiz hep var mıydı?

Mizah ve hiciv yapmayı her zaman sevmişimdir. 2014 yılında hobi olarak Bobiler.org adlı platformda fotoğraf ve video montaj içerikleri üretmeye başladım. Bu platform, Türkiye sosyal medyasında önemli bir yere sahipti; farklı disiplinlerden profesyonel ve amatör sanatçıların bir araya geldiği, nitelikli içeriklerin üretildiği bir topluluktu.

O dönemde ürettiğim çalışmalar, Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel gündemine dair mizah ve hiciv içerikleriydi. Bu süreçte farklı teknikleri, anlatım biçimlerini ve fikirleri inceleyerek kendimi geliştirdim; denemeler yaptım, öğrendim ve üretmeye devam ettim.

“Alan Kurdi’nin kolajını refleks olarak yaptım”

– Göçmen teknesi faciasında hayatını kaybederek tüm dünyanın dikkatini çeken küçük Alan Kurdi’nin kolajı sizin için bir dönüm noktası oldu. O kolajı hangi duyguyla yaptığınızı hatırlıyor musunuz?

2015 yılının son aylarında Alan Kurdi’nin Bodrum sahiline vuran cansız bedeninin fotoğrafını gördüğümde, bununla ilgili bir montaj çalışması yaptım. Bu çalışmayı #KıyıyaVuranİnsanlık etiketiyle sosyal medyada paylaştım ve büyük ilgi gördü.

O anki ruh hâlimi hatırlamıyorum. Ancak o fotoğrafı gördüğümde içimde güçlü bir şey yapma isteği doğduğunu çok iyi hatırlıyorum. Refleks olarak harekete geçtiğimi söyleyebilirim.

Foto muhabir: Diego Ibarra Sanchez

“2020’den sonra uluslararası tanınırlığım arttı”

– Sanatçı olarak kariyerinize devam etme kararınız bu çalışmadan sonra mı netleşti?

Bir insanın profesyonel anlamda sanatçı olabilmesi için yaptığı işten gelir elde etmesi gerekir. Ayrıca “sanatçı” unvanının kişinin kendisi tarafından değil, toplum tarafından verildiğine inanıyorum.

İlk çalışmalarımı yaptığım dönemde kendimi daha çok bir içerik üreticisi olarak görüyordum. Profesyonel anlamda sanatçı olarak konumlanmam ise 2020 yılından sonra gerçekleşti. Bu süreçte hem üretimlerim hem de uluslararası görünürlüğüm arttı ve yaptığım iş daha net bir kimlik kazandı.

“Mülteci konusu beni derinden etkiliyordu”

– “Paralel Evrenler” fikri nasıl ortaya çıktı?

2016 yılının ilk aylarında izlediğim haberlerin çoğu mülteciler ve zorunlu göç üzerineydi. Bu haberleri izlerken derinden etkileniyor, kendimi ve yakınlarımı bu insanların yerine koyuyordum. O dönemde zorunlu göç ve mülteci sorununa dikkat çekecek bir seri üretmem gerektiğine karar verdim.

İki farklı fotoğrafı yan yana getirerek oluşturduğum “Paralel Evrenler” adını verdiğim çalışmaların ilk örnekleri bu dönemde ortaya çıktı. Bu çalışmaları Bobiler platformunda ve kendi sosyal medya hesaplarımda paylaştım. İlk başlarda çok dikkat çekmedi, ancak 201

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın