
24 Şubat 2026 16:51
Güncelleme: 24 Şubat 2026 16:56
Yalım Eralp*
Ukrayna’nın 1991 yılında bağımsızlık ilan etmesi, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün habercisi oldu. Bu dönemde, Ukrayna, Rusya’nın ardından Birliğin en güçlü üyesi konumundaydı. Putin’in Ukrayna’ya karşı beslediği öfkenin temelinde, bu bağımsızlık hareketinin yattığı düşünülüyor. Hatta bazı yorumcular, eğer Ukrayna bağımsızlığını ilan etmemiş olsaydı, Sovyetler Birliği’nin varlığını sürdürebileceğini savunuyor.
Sovyetler Birliği döneminde, Ukrayna, Beyaz Rusya ve Kazakistan’da nükleer silahlar bulunuyordu. Kazakistan ve Beyaz Rusya, bu silahlardan hızlı bir şekilde vazgeçerken, Ukrayna için süreç oldukça uzun müzakerelerle sonuçlandı. 1994 yılında imzalanan Budapeşte Beyannamesi ile ABD, Rusya ve İngiltere, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü güvence altına aldıklarını duyurdular. Bu belge, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün tehdit edilmesi durumunda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne başvuru yapacaklarını da içeriyordu. Sonuç olarak, Ukrayna nükleer silahlardan arındırıldı.
O dönemde Dışişleri Bakanlığı’nda NATO Genel Müdürü olarak görev yapıyordum. Ukrayna’nın nükleer silahlardan arındırılmasının yanlış bir karar olduğunu savundum ve bu ülkenin NATO ile Rusya arasında bir tampon görevini üstlendiğini ifade ettim. Ancak, bu görüşlerimi kabul ettiremedim. Sovyetler Birliği’nin nükleer silahlarının üçte biri Ukrayna’da bulunuyordu. Fransız yetkililerle yaptığım görüşmelerde, durumu izah ettiğimde onların desteğini aldım. Fransa ve Çin, Budapeşte Beyannamesi’ne katılmamış olsalar da benzer nitelikte bildiriler yayımladılar. Bakanım Hikmet Çetin de görüşlerimi destekledi, ancak geç kaldığımı belirtti. Bu konuda haklıydı; zira bir Genel Müdürü kim dinler ki?
Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzlerce Rus “uzmanı” mevcut. Bu uzmanlar, Rusya’nın demokratik bir ülke haline geleceğini ve Yeltsin’in sürekli iktidarda kalacağını düşündüler. Ancak, Rusya’nın tarihi ve yapısal özellikleri hakkında yeterli bilgiye sahip değildiler.
Yıllar sonra, Ukrayna’nın nükleer silahlardan arındırılmasının büyük bir hata olduğu yönünde Amerika’da çeşitli çalışmalar ortaya çıktı. Nükleer silahlara sahip bir Ukrayna, Rusya tarafından bu kadar kolayca hırpalanabilir miydi? Rusya, Kırım’ı bu kadar rahat bir şekilde ilhak edebilir miydi?
Günümüzde benzer bir hata tekrar yaşanıyor. Putin yanlısı Trump, Ruslarla Ukrayna adına pazarlık yapma çabasında. Ukrayna liderinin Trump’a “bizimle ol” çağrısı yapması dikkat çekici. Ancak Trump’ın asıl amacının Ukrayna değil, Nobel Barış Ödülü olduğu anlaşılıyor.
*Emekli büyükelçi
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



