Uluslararası Sistem: Güçlüden Yanadır!

Haber MerkeziHaber Merkezi
1 okunma
Uluslararası Sistem: Güçlüden Yanadır!

Uluslararası sistem güçlüden yana işliyor

İran savaşı, bazı acı gerçekleri bir kez daha gözler önüne serdi. Uluslararası sistemin güçlülerden yana işlediği gerçeği, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) kabul edilen İran karşıtı karar ile somut bir şekilde ortaya çıktı. Bu karar, İran’ın Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik saldırılarını kınarken, savaşı başlatan ve İran’ı yok etmeye çalışan İsrail ve ABD’nin adını anmadı. Rusya’nın önerdiği ikinci karar tasarısı ise, hem ABD-İsrail’i hem de İran’ı kınamakta, ancak bu tasarı ABD tarafından veto edilmiştir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma ve günümüz dünya gerçeklerini yansıtmayan güçler dengesini temel alan BM sistemi, veto hakkına sahip beş (fiilen üç – ABD, Rusya ve Çin) daimi üyenin etkisi altında kalmaya devam ettikçe, uluslararası alanda adalet arayışları sonuçsuz kalmaktadır. Büyük devletlerin, kendi çıkarları söz konusu olduğunda, hukuk, adalet ve vicdan gibi değerleri hiçe saydığı bir ortamda, uluslararası sistemin adil bir işleyiş göstermesi beklenemez.

İran’ın yalnızlığı belirginleşti

BMGK’da kabul edilen karar tasarısı, Körfez İşbirliği Konseyi üyeleri (Bahreyn, Kuveyt, Katar, BAE, Umman ve Suudi Arabistan) ve Ürdün tarafından sunuldu. Ancak bu tasarı, İngiltere, Fransa, birçok AB üyesi, Mısır, Hindistan, Pakistan, Yunanistan, Kanada, Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Arjantin’in de içinde bulunduğu 135 ülke tarafından ortak sunucu olarak desteklendi. Bu durum, BM tarihinde bir rekor niteliği taşıyor. Adeta dünya, İran’ın üzerine çökerek onu yalnız bıraktı.

Ortak sunucular arasında dikkat çeken bir diğer ülke ise Türkiye oldu. Türkiye, İran ile olan tarihi ve bölgesel ilişkileri göz önünde bulundurduğunda, savaşa karşı durmayı tercih etti. Ancak ABD karşısında duruşu sebebiyle popülaritesini artıran İspanya, karar tasarısına ortak sunucu olarak katıldı. İspanya, geleneksel olarak Arap ülkelerinin yanında yer almasıyla dikkat çekiyor ve bu durum Türkiye kamuoyunda pek fazla ilgi görmedi.

ABD ile yüzleşmek istemeyen ülkeler

Karar tasarısı hakkında görüş bildiren BMGK’nın daimi ve geçici üyeleri, uluslararası hukuka atıfta bulunarak İran’ı “savaşın tarafı olmayan” Körfez ülkelerine saldırılarından dolayı kınadı. İran, enerji piyasalarına ve dünya ekonomisine verdiği zararlardan dolayı da eleştirilerin hedefi oldu. Ancak hiçbir ülke, ABD ve İsrail’in adını anmadı; oylamada Rusya ve Çin çekimser kalarak kararın kabul edilmesine zemin hazırladı.

Bu durum, günümüz dünyasında kimsenin ABD’yi karşısına almak istemediğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Uluslararası sistemde ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda etik değerlerin öneminin kalmadığı bir gerçek. Kurallara dayalı sistemin yıkıldığı doğru, ancak uluslararası değerlerin görmezden gelinmesi durumu, sistemin yıkılmasından önce de mevcuttu. Uluslararası sistemin güçlüden yana işlediği gerçeği, şu an daha net bir şekilde ortaya çıkmış durumda.

Ukrayna savaşında ve Gazze katliamında da benzer bir durum yaşandı. BMGK, ne Rusya’yı ne de İsrail’i kınayabildi. Ukrayna konusunda Rusya sürekli veto hakkını kullanırken, ABD de İsrail’i desteklemekten geri durmadı. Gazze krizinde ABD’nin ve Batılı ülkelerin İsrail’e sağladığı destek, insan hakları ve insani hukuk açısından büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

Ancak İran gibi yalnız ve geçmişi tartışmalı bir ülke masaya yatırıldığında, herkes hemen harekete geçebiliyor. Düşenin dostu olmaz ve İran, bu yalnızlığı kendisi inşa etti.

Uluslararası hukuk tartışmaları

İran temsilcisi, oylamadan önce uluslararası hukuk argümanını kullanmaya çalıştı; ancak bu durum bir çelişki oluşturdu. İran’ın daimi temsilcisi, BM şartının 2. maddesinin savaşları yasakladığını hatırlatarak, ABD ve İsrail’in savaş suçu işlediğini belirtti. İran’ın, 51. maddeye göre meşru savunma hakkını kullandığını ve topraklarını saldırgan ülkelere açan ülkelerin de savaş suçuna ortak olduğunu ifade etti.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırarak BM şartını ihlal ettiklerinden şüphe yoktur. Bu nedenle BMGK’nın onları kınaması ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin harekete geçmesi gerekirdi. Ancak BMGK, bu ülkeleri kınamada yetersiz kaldı. UCM’nin ABD ve İsrail hakkında bir soruşturma başlatıp başlatamayacağı merak konusu.

UCM Başsavcısı Kerim Khan, Putin ve Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkarabildi, peki ya Trump hakkında ne yapabilecek? İran’a karşı saldırı suçunu işleyerek, kendi askerlerini katletmekten ve uluslararası hukuku ihlal etmekten sorumlu olan ABD’li yetkililer hakkında da resen işlem başlatması bekleniyor. Eğer bu yapılabilirse, uluslararası hukuk ve BM yargısı, dünya kamuoyu nezdinde bir saygınlık kazanabilir.

İran’ın sivil hedeflere saldırıları eleştiriliyor

Ancak Körfez ve bölge ülkelerine yönelik saldırılara gelince, İran’ın meşru savunma hakkını kullandığı iddiaları tartışmalı bir hale geliyor. ABD’nin askeri karargah ve üslerinin bulunduğu Katar, Kuveyt, Bahreyn, BAE ve Ürdün gibi ülkeler, savaş halinde kendi egemenlik alanlarını ABD’ye kullandırmayacaklarını daha önce açıklamışlardır.

İran’ın vermek istediği mesaj açık: “ABD silahlı kuvvetlerine topraklarınızı açıp, savaşta taraf değilim demek olmaz; ABD askeri nerede varsa orayı hedef alırım” diyor. Ancak İran’ın sadece ABD’yi hedef almadığı, bölgedeki diğer ülkeleri de bu çatışmaya çekmek istediği anlaşılmakta. Petrol tesisleri, limanlar ve sivil altyapı hedef alınıyor. İran, “ben yanarsam, herkes yanar” mesajını veriyor.

Bu politika, İran’ın bölgedeki düşmanlarını artırıyor. Özellikle Umman gibi müzakerelerde iyi niyetle çaba harcayan bir ülkenin hedef alınması makul bir açıklama olamaz. İran’ın üçüncü ülkelerde sivil hedeflere saldırması ise yalnızca aşırı ideolojik hezeyanlarla izah edilebilir. Yeni “yüce lider” Müçteba Hameney, topraklarında ABD askeri bulunan bölge ülkelerine yönelik saldırıların süreceği tehdidinde bulunması, savaşın daha da büyüyeceği anlamına geliyor.

İran, Hürmüz boğazını kapatarak dünya doğalgaz ve petrol sevkiyatına büyük bir darbe vurmuş durumda. Bu durum, dostlarını artırmak yerine karşısına daha fazla düşman çıkarmaktadır. Şu an, stratejik rezervlerin devreye sokulmasıyla fiyat artışlarının kontrol altına alınmaya çalışıldığı bir ortamda, İran’ın dünya ekonomisinin istikrarı için ABD’ye kurban edilmesi gündeme gelebilir.

Türkiye’nin durumu

Türkiye’nin durumu, topraklarında ABD askerlerinin bulunduğu Körfez ülkeleriyle benzerlik gösteriyor. İncirlik ve Kürecik’te

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın