
Anahtarın yerini unutmak, odaya girdiğimizde neden geldiğimizi hatırlayamamak veya yeni tanıştığımız birinin adını çıkaramamak, çoğu zaman hastalık belirtisi olarak görülmez. Uzmanlar, beyin işleyişinin gereksiz bilgileri ayıklayarak önemli anıları koruma üzerine kurulu olduğunu belirtmektedir. Ancak, unutkanlık günlük yaşantıyı belirgin bir şekilde etkileyip artmaya başladığında, uzman görüşü almak önemlidir.
İSTANBUL (İGFA) – Günlük yaşamda herkesin zaman zaman deneyimlediği unutkanlık anları, sıkça kaygı yaratmakla birlikte, her unutkanlık durumu hastalık anlamına gelmemektedir.
Prof. Dr. Murat Kurt, beynin sağlıklı işleyişi için “unutma” mekanizmasının gerekli olduğunu ifade ederek, hafızanın kusursuz bir kayıt aracı olmadığını vurgulamaktadır. Prof. Dr. Kurt’a göre, beyin her gün karşılaştığı milyonlarca uyaranı aynı ayrıntıyla saklamak yerine, önemli gördüğü bilgileri güçlendirir ve gereksiz ayrıntıları eler. Bu nedenle, unutmak çoğu zaman hafızanın bir hatası değil, sağlıklı bir işleyişin önemli bir unsuru olarak değerlendirilmektedir.
DUYGUSAL ANILAR DAHA GÜÇLÜ DİLLERDE YER ALIYOR
Tekrarlanan düşünceler, kaygılar ve duygusal açıdan yoğun deneyimler, beyinde daha kalıcı bir şekilde yer edinebiliyor. Özellikle travmatik yaşantılar ile sürekli zihni meşgul eden olumsuz düşünceler, uygun bir ipucuyla kolayca hatırlanabiliyor. Prof. Dr. Kurt, bir bilginin kalıcı hale gelmesinde tekrarın yanı sıra dikkat ve anlamlı işlemenin de önemli olduğunu dile getiriyor. Dijital ortamda hızla tüketilen içeriklerin çoğu kez yüzeysel olduğunu belirten Kurt, sürekli ekran kaydırmanın hafızayı güçlendirmekten ziyade bilişsel yükü artırabileceğine dikkat çekiyor.
ODAYA GİRİP NEDEN UNUTUYORUZ?
Bir odaya girdiğimizde neden oraya geldiğimizi unutmamız durumu bilimsel olarak açıklanabilmektedir. “Kapı eşiği etkisi” olarak adlandırılan bu durum, ortam değişikliğiyle birlikte beynin bağlamı güncellemesiyle ilişkilidir. Yoğun çalışma temposu, dikkat dağınıklığı ve birden fazla işle meşgul olmak, bu tür kısa süreli unutkanlıkları artırabilmektedir. Prof. Dr. Kurt, bu sorunun çoğunlukla hafızayla değil, dikkatle ilgili olduğunu belirterek, birkaç saniye durup yeniden odaklanıldığında bilginin çoğunlukla geri geldiğini ifade etmektedir.
NE ZAMAN DOKTORA GİDİLMELİ?
Zaman zaman isimleri unutmak, anahtarların yerini karıştırmak veya randevuları hatırlamakta gecikmek tek başına hastalık belirtisi olmayabilir. Ancak, unutkanlığın günlük yaşamı belirgin şekilde aksatması veya giderek kötüleşmesi dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Aynı soruları tekrar tekrar sormak, tanıdık alanlarda yön bulmakta zorlanmak veya para yönetimi gibi günlük işle ilgili zorluklar, tıbbi değerlendirme gerektiren belirtiler arasında yer alır.
Uykusuzluk, depresyon, kronik stres, yoğun iş temposu, bazı ilaçlar ve dikkat dağınıklığı gibi durumların hafızayı olumsuz etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. Kurt, bu gibi durumlarda uzman görüşünün önemine vurgu yapıyor.
KÖTÜ ANILARIN ETKİSİ AZALTILABİLİR
Olumsuz veya travmatik anıların tamamen silinmesinin mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Kurt, ancak bu anıların yarattığı duygusal yükün azaltılabileceğini ifade etmektedir. Psikoterapi, sağlıklı baş etme yöntemleri ve gerektiğinde profesyonel destekle kişinin anılarla kurduğu ilişkinin değişebileceği de belirtiliyor.
HAFIZAYI KORUMAK İÇİN 5 TEMEL ÖNERİ
Prof. Dr. Kurt, hafızayı desteklemek adına “mucize” bir yöntem olmadığını vurgulayarak, şu alışkanlıklara dikkat etmek gerektiğini ifade etmektedir:
- Kaliteli ve düzenli uyku almak.
- Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapmak.
- Yeni beceriler öğrenmek ve zihinsel olarak aktif kalmak.
- Güçlü sosyal ilişkileri sürdürmek.
- Dengeli, Akdeniz tipi beslenmek ve stresi yönetmek.
Özellikle odaklanma gerektiren işlerde dikkati sürekli bölen alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kurt, hafıza için en değerli yatırımın sağlıklı yaşam alışkanlıkları olduğunu ifade etmektedir.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



