Üst Düzey Yönetimde Başarı İçin Yeni Kurallar

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Üst Düzey Yönetimde Başarı İçin Yeni Kurallar

Son zamanlarda, bir üst düzey yönetici, önemli bir toplantıda bana şu sözleri sarf etti:
“Profesyonellik, direktörlük pozisyonuna kadar geçerli… Ondan sonra her şey değişiyor.”

Bu durum, aslında uzun yıllardır gözlemlediğimiz ve YouTube’daki “Kariyer Otopsileri” programında sıkça ele aldığımız bir kırılma anını temsil ediyor!

Kariyerin başlangıç döneminde, sistem sizi “işi en iyi yapan kişi” olarak ödüllendirir.

En hızlı sorunları çözersiniz.
En etkili sunumları siz yaparsınız.
En doğru raporları siz hazırlar, en disiplinli takibi siz gerçekleştirirsiniz.
En iyi sonuçları yine siz elde edersiniz.

Ve sistem size şu avantajları sunar:

Terfi,
Yetki,
Maaş artışı,
Unvan,
Görünürlük,
Seçilmişlik hissi,

Fakat bir noktada görünmeyen bir eşik belirir.
İşte o an, müzik değişmeye başlar.
Müzik değiştiğinde, dans da farklı bir hal alır.

Çünkü üst düzey pozisyonlarda artık sizden beklenen şey, “İşi bizzat yapmanız” değildir.
Başkalarına bu görevleri yaptırabilme yeteneğinizdir.
İnsanları ortak bir hedef etrafında gönüllü olarak bir araya getirebilmenizdir.
Krizi yönetirken odadaki atmosferi sakinleştirebilme kabiliyetidir.
Birçok başarılı kariyer işte bu noktada engellerle karşılaşır.
Zira, yüksek IQ ile yola çıkanlar, EQ (duygusal zekâ) ve SQ (sosyal zekâ) ihtiyaçlarının ön plana çıktığı bir aşamaya gelirler.
Bu noktada hazırlıksız yakalanma riski taşırlar.
Kariyerin zirve katlarında teknik bilgi yalnızca giriş katı seviyesindedir.

Kariyer Otopsileri programında pek çok örneğine tanıklık ettik:

Mükemmel bir özgeçmiş…
Ünlü üniversitelerden mezuniyet…
Yüksek seviyede teknik uzmanlık…
Ancak ekip dağılmış durumda.
Güven kaybolmuş.
Çalışanlar sessizce uzaklaşmış.
Çünkü sadece teknik kapasite, liderlik yetkinliği sağlamaz.

Üst düzey yöneticilikte herkes zeki, herkes diplomalı ve herkes teknik bilgileri edinmiştir.

Fark, başka bir unsurdadır:
Bir kişi odadan çıktığında geride ne bırakıyor?
Bir baskı mı?
Bir güvensizlik mi?
Yoksa motivasyon ve yön duygusu mu?

Gerçek liderlik tam bu noktada başlar.
Zira liderlik, öfkeyi yönetebilme sanatıdır.
Öncelikle kendine öz-liderlik yapabilmektir.
Ego kontrolü gerektiren bir disiplindir.
Karşınızdaki kişinin korku ve umutlarını kavrayabilme yeteneğidir.
Ve bu, sadece “soft skill (yumuşak beceri)” olarak tanımlanamaz.
Aksine, en zorlu krizleri yönetme yeteneğinin arkasındaki görünmez güçtür.
Kadife eldiven içindeki demir yumruk olmaktır!

Çünkü insanlar şirketleri değil, liderleri terk eder.
Teknik kapasitenizle kapıları açabilir, ancak duygusal ve sosyal zekâ eksikliğiniz nedeniyle uğurlanabilirsiniz.

Kariyerinizin ilk yarısında aklınız sizi içeri alır.
İkinci yarısında ise; karakteriniz, duygusal zekânız ve ilişki yönetim yeteneğiniz sizi orada tutar.

Kendinizi aklınızla, başkalarını ise kalbinizle yönlendirin.
İnsanlara karşı değil, insanlarla birlikte yola çıkın!

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın