
“`html

İstanbul, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardında, beklenen İstanbul depremleri üzerine uzmanlar arasında tartışmalar başlamış durumda. Ülkenin afet yönetimi ve halk sağlığı açısından önemli olan bu konudaki görüşler ise oldukça farklılık gösteriyor.
“ÖLMEYENLER, ‘KEŞKE ÖLSEYDİK’ DİYECEK”
Yer Bilimci Prof. Dr. Celal Şengör, deprem konusundaki öngörülerini dile getirirken, İstanbul’un merkezi bir noktada yer aldığını ve burada olası bir büyük depremin yıkıcı sonuçları olabileceğini vurgulamıştı. Şengör, İstanbul’da 7’den büyük bir depremin beklendiğini belirterek, “Birkaç gün içinde şehirde açlık başlayacak, yağmalar yaşanacak ve salgın hastalıklar çıkacak. Enkazlar uzun süre kaldırılamayacak, şehir ağır bir kokuya bürünecek. Ölmeyenler ‘Keşke ölseydik’ diyecek” şeklinde kesin bir dille açıklamalar yapmıştı.
“PARMAK HESABIYLA BİLİM YAPILMAZ”
Öte yandan, Dr. Ramazan Demirtaş, Şengör’ün açıklamalarına sosyal medya üzerinden yanıt vererek, bu tür tahminlerin bilimsel bir temelden yoksun olduğuna dikkat çekti. “Parmak hesabıyla deprem bilimi yapılmaz, ancak kaos yazılır” diyen Demirtaş, 100 bina çökerse 4 milyon insanın enkaz altından çıkamayacağı bir senaryonun gerçekçi olmadığını belirtti. Dr. Demirtaş, “İstanbul çökerse Türkiye diz üstü çöker” gibi ifadelerin toplumu gereksiz yere korkuttuğunu ve bu söylemlerin toplumun psikolojik, sosyolojik ve ekonomik açıdan zarar göreceğini ifade etti. Ayrıca, her 4.0 ve üzerindeki depremler sonrası yazılan felaket senaryolarının ise faydalı olmadığını vurguladı.
Çünkü, bu tür felaket senaryoları, halk üzerinde bir korku yaratmakta ve deprem gerçeğiyle başa çıkmayı zorlaştırmaktadır.
PARMAK HESABI ile #deprem bilimi yapılmaz, ancak KAOS yazılır
- 100 bina çöker, 4 milyon insan enkaz altında kalır
- İstanbul çökerse, Türkiye diz üstü çöker
- Beka sorunu olur, siyasi ve ekonomik bağımsızlık gider.
- Ülke işgal edilir
- Hayatta kalanlar keşke ölseydik diyecekler.
— Dr. Ramazan Demirtaş (@Paleosismolog) March 15, 2025
Bu tartışmaların yanı sıra, deprem biliminin somut verilere dayandığını hatırlatan Prof. Dr. Osman Bektaş da benzer bir eleştiride bulundu. Bektaş, Marmara bölgesindeki fay hatlarının özellikleri hakkında pek çok belirsizlik bulunduğunu ifade etti. Kendisi, “Sadece fay modelleri belirsiz değil, her bir segmentin yıllık kayma hızı ve deprem tekrarlanma aralıkları konusunda net bir bilgi yok. Ortalama verilerle deprem tekrarlanma süresi belirlenemez. Marmara’nın deprem tehlikesi henüz çözümlenmiş değil.” şeklinde bir değerlendirme yaptı.
‘İSTANBUL’U ORTA BÜYÜKLÜKTE DEPREM TEHDİT EDER’
Prof. Bektaş, Şengör’ün “yaşayanlar yaşadıklarına pişman olacak” ifadelerinin de bilimsel verilerle örtüşmediğini belirtti. Bektaş, İstanbul için en büyük tehditin devasa bir deprem değil, orta büyüklükte bir depremin olabileceğini kaydetti. Ana Marmara Fayı’nın bazı kısımlarının deprem enerjisi biriktirdiğini, ancak sürünen ya da tam kayan kısımlar
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



