
Otoyolların işletme hakkı devri, sağlık sektöründeki eski kamu hastanelerinin özelleştirilmesi ve yaklaşan yeni mali paketteki Varlık Barışı düzenlemesi, dikkat çekici gelişmeler arasında yer alıyor.
Bu olayların arkasındaki motivasyonun seçim olup olmadığı net bir şekilde belirtilmemiş olsa da, bu üç önemli gelişmeyi bir arada değerlendirdiğinizde, AKP hükümetinin yeni mali kaynaklara olan ihtiyacını görebilirsiniz.
Ayrıca, geçmişte birçok kez uygulamaya konmuş olan Varlık Barışı’nın yeniden getirilmesinin, Türkiye’nin “Gri Liste”ye alınma olasılığını artırabileceği iddiaları, iktidar çevrelerinde dile getirilmeye başlandı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 34 aydır süren ekonomik programını yürütürken, Türkiye’nin “Gri Liste”den çıkarılması için çaba sarf etmiş ve gerekli yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi için iktidarı zorlamıştır. (Gri Liste, OECD bünyesindeki Mali Eylem Görev Grubu tarafından üye ülkelerin gözlemlenip raporlanarak oluşturulmaktadır.)
“Nereden baksan tutarsız”
Tutarsızlık, burada kendini gösteriyor: Bir yandan yabancı yatırım çekmek için “hukuki güvenlik”, teşvik ve indirimlerden bahsedilirken, diğer yandan bu paket içinde, bir ülkenin yatırım yapılabilirliğine ciddi zarar verebilecek “gri liste” riskini barındıran Varlık Barışı düzenlemesi düşünülüyor.
Tutarsızlıklar bununla sınırlı değil. Vergi cennetlerine ilişkin mesele de önemli bir konu. Bu konuda son on yıl içinde kaç kez yazı yazdığımı hatırlamıyorum. Öncelikle durumu kısaca özetlemek gerekirse;
Ülkemizdeki şirketlerin, uluslararası alanda “vergi cenneti” olarak tanımlanan bir ülkeye para göndermesi durumunda yüzde 30 Kurumlar Vergisi kesintisi yapılması gerekiyor. Ancak bu madde pratikte işlerlik kazanmıyor. Devlet olarak öncelikle vergi cennetlerini ilan etmiş olmanız şart. Eğer bu tanımlamayı resmi olarak yapmadıysanız, en iyi vergi cennetine milyarlarca dolar gönderilse bile, devlet o vergiyi tahsil edemiyor. Bu durum, 20 yıldır uygulanmıyor. Bu listenin Cumhurbaşkanı kararıyla yayımlanması gerekiyor. Neden hâlâ yayımlanmadığı sorusunun cevabını ise bilmiyoruz.
Bildiğimiz, vergi cennetleri listesi yayımlanmadığı için yapılan para transferlerinden Maliye’nin kesinti yapmadığı ve böylece önemli bir vergi gelirinin kaybedildiği. Bunun nedeninin, Bakan Şimşek’in de farkında olduğu aşikar; ancak bu konuda kamuoyuyla herhangi bir bilgi paylaşılmadı.
Yeniden Varlık Barışı’nın gündeme getirilmesi, almanız gereken vergiyi almak için gerekli adımları 20 yıldır atmamışken, ülkeye döviz girişi sağlamak amacıyla kara para riski taşıyan bir düzenlemeyi düşünmek oldukça çelişkili bir durum. Böyle bir ortamda Adalet Bakanı Gürlek’in MÜSİAD zirvesindeki konuşmasında belirtmiş olduğu yatırım teşvik paketine zemin oluşturacak hukuki güvenliğin nasıl sağlanacağı ise belirsizliğini koruyor.
CHP İzmir Milletvekili Aşkın Türeli de vergi cennetlerinin hâlâ yayımlanmamış olmasını sorgulayarak, bütçe açıklarının arttığı ve dar gelirli vatandaşların üzerindeki ek vergi yüklerinin arttığı bir dönemde, kayıt dışı sermaye akışlarını ve vergi kayıplarını engelleyecek bir yasal düzenlemenin 20 yıldır bilinçli bir şekilde yapılmadığını vurguladı. Bu durumun, devlete sağlanabilecekken vazgeçilen geliri “devasa” bir kayıp olarak nitelendirdi.
Ekonomide dejavu
Uzun yıllar boyunca ekonomi gazeteciliği yapan biri için Türkiye’de yaşananlar, sık sık “Bunu daha önce görmüştüm” (dejavu) hissini uyandırır.
Son günlerde Varlık Barışı, hukuki güvenlik tartışmaları ve yabancı sermaye çekme konusundaki söylemlerdeki ani artış, bu hissi daha da pekiştiriyor. Burada önemli olan, gazetecinin hisleri değil, bu tekrarların ekonomik eşitsizliğin giderilmesine ne derece katkı sağladığıdır.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



