Yahudi Göçü: Osmanlı’nın Sığınak Olma Hikayesi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Yahudi Göçü: Osmanlı’nın Sığınak Olma Hikayesi

1550’lerde İstanbul’a gelen Avusturyalı Dernschwam, “Yeryüzünde herhangi bir memleketten Yahudiler kovuldular mı, doğruca hepsi Türkiye’ye gelirler” ifadesiyle Yahudi göçünü dile getirir.

Gerçekten de Osmanlı topraklarına ulaşan Yahudiler, İbranice “kovulmuş” anlamına gelen Geruş (Geruz) terimiyle kayıtlara geçtiler.

Macaristan, İspanya, Almanya, Portekiz, İtalya, Polonya ve Rusya gibi ülkelerden sürülen on binlerce Yahudi, Türk topraklarına sığınarak yeni bir hayat kurdular.

Osmanlı topraklarında her dinden insan, kendi kültürel ve dini inançları çerçevesinde özgürce yaşamaktaydı. Ancak Avrupa’da Müslümanlara yaşam hakkı tanınmazken, Yahudiler de oldukça zor koşullar altında hayatta kalmaya çalışıyordu. 14. yüzyıldaki büyük veba salgını sırasında, Yahudilerin vebanın nedeni olduğu iddia edilerek hedef haline geldiler. 1348 baharında Güney Fransa’da başlayan ilk Yahudi katliamları, Bavyera, Erfurt ve Strasbourg gibi yerlerde binlerce Yahudinin hayatına mal oldu. Avrupa’nın farklı bölgelerinde bu tür olaylar yaşanırken, Yahudiler bazen cellatlarının eline düşmemek için kendilerini yakmayı tercih ettiler. Bazı yerlerde ise yakılmadan önce kazıklara bağlandılar veya fıçılara konularak nehirlere atıldılar.

Yahudilerin Osmanlı topraklarına göçü 14. yüzyılda başlamıştır. Macar Kralı Büyük Layoş’un 1360 yılında Yahudileri kovmasına yönelik fermanı, bu topluluğun Osmanlı topraklarını bir sığınak olarak görmesine neden olmuştur. Roma ve Bizans dönemlerinden beri Osmanlıların fethettiği ve fethedeceği yerlerde yaşayan Yahudilere “Romanyot” denilmekteydi. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra Yahudilere burada oturma, ticaret yapma ve sinagog ile okul inşa etme hakkı tanımıştır. Ayrıca, Fatih, Moses Kapsali’yi “büyük rabbi” unvanıyla tayin ederek Yahudi hahamlığını Bizans dönemindeki itibarsız durumdan çıkarıp, patriklikle eşit seviyeye getirmiştir. Yahudiler, Osmanlı topraklarında yaşayan Hristiyanlara ve Avrupalılara karşı mali bir güç olarak değerlendirilmiştir.

Anadolu ve Rumeli’den İstanbul’a yerleştirilen Yahudiler, önceki Venedik hâkimiyetinin olduğu Çıfıt Kapı’dan Zindan Kapı’ya kadar olan liman bölgelerine iskân edilmişti. Fatih, İstanbul kuşatmasından önce ve sırasında, şehri terk eden Venedik Yahudilerinin geri dönmesi için Venedik dojasından talepte bile bulunmuştu. 1470 yılında Almanya’dan kaçan Yahudiler, Osmanlı topraklarına yerleşti. 1471’de İstanbul’da 1647 Yahudi hanesi, yani yaklaşık 8 bin Yahudi yaşamaktaydı.

Yahudilerin göçleri, 15. yüzyılın başlarından itibaren İspanya’da aşağılanmalarla birlikte hız kazandı. 1480’lerden itibaren İspanya’da engizisyonun baskısı arttı. 1483 yılında engizisyon yargıcı Torquemada’nın emriyle binlerce Yahudi katledildi. Bu baskılar sonucunda, bazı Yahudiler İspanya’yı terk ederken bazıları da Hristiyanlığı kabul etmeye yöneldiler. Bu sonuncuları, Osmanlı topraklarına geldiklerinde yeniden kendi dinlerine döndüler. İspanyol yönetimi, Granada’yı işgal ettikten sonra 31 Mart 1492’de, Hristiyan olmayan Yahudilerin üç ay içerisinde sürülmesi emrini yayımladı. Yahudiler, Osmanlı topraklarının yanı sıra Avrupa’nın çeşitli bölgelerine ve Kuzey Afrika’ya göç ettiler. Ancak Portekiz gibi bazı yerlerde de benzer baskılarla karşılaşarak ayrılmak zorunda kaldılar.

İspanyollar, sürgün emrini Sicilya’da da uyguladılar. 1493’ten itibaren Sicilya’daki Yahudiler de sürüldü. Bir kısmı Osmanlı topraklarına sığındı. Napoli Krallığı’na giden Yahudiler, “Fransız sineği” hastalığı salgını çıktığında, bunun suçlusu olarak görüldüler ve bu nedenle Osmanlı topraklarına yöneldiler. İkinci Bayezid döneminde, İspanya, Portekiz ve İtalya’dan sürülen Yahudiler, 1492’den itibaren Osmanlı İmparatorluğu’na ulaşmaya başladılar. Yahudi tarihçi Eliyahu Kapsali, padişahın Yahudilerin durumuna acıdığını ve her tarafa fermanlar göndererek Yahudilerin şehirlere kabul edilmesini emrettiğini kaydetmiştir. 1492 yılından sonra İber yarımadasından göç eden 165 bin Yahudiden 90 bininin Osmanlı topraklarına geldiği tahmin edilmektedir. İspanya’dan 1492’de, Portekiz’den ise 1497’den itibaren göçler gerçekleşmiştir. Sefarad (Sefardim) olarak adlandırılan bu Yahudiler, İstanbul, Avlonya, Selanik ve Edirne gibi farklı coğrafyalara yerleştirilmiştir. 1510’dan itibaren İtalya’dan da yeni göçler olmuştur. Yahudilerin Türkiye’ye göçünü en iyi anlatanlardan biri, 1553-1555 yılları arasında Osmanlı ülkesine gelen Avusturyalı Dernschwam’dır. O, göçü “Yeryüzünde herhangi bir memleketten Yahudiler kovuldular mı, doğruca hepsi Türkiye’ye gelirler” şeklinde tasvir etmiştir. Osmanlı’ya gelen Yahudiler, İbranice “kovulmuş” anlamına gelen Geruş (Geruz) kelimesiyle kayıtlara geçmişlerdir. Zamanla, aralarındaki anlaşmazlıklardan dolayı geldikleri yerlere göre cemaatlere ayrıldılar (Portekiz, Aragon, Mesina, Katalan, Aşkenazi Alaman, Kalabriya, Kurtuba, Sicilya, Budin).

Osmanlı fütuhatları devam ettikçe, Türk hâkimiyetindeki bölgelerdeki Yahudi nüfusu da artmıştır. 16. yüzyılda Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman’ın fethettiği topraklardaki Yahudiler de Osmanlı tebaasına katıldılar. 18. yüzyılda bir süreliğine Osmanlı hâkimiyetine giren Tebriz, Hemedan ve Kirmanşah’ta da Yahudi toplulukları yaşıyordu. 16. yüzyılın ortalarından itibaren imparatorluğa Orta ve Doğu Avrupa’dan Yahudi göçü başladı. Bu gruptaki Yahudilere “Aşkenazi” denilmekteydi. Yahudilerin Türkiye’ye göçü, sonraki yüzyıllarda da devam etti. 19. yüzyılın sonlarında, Doğu Avrupa ve Rusya’daki bazı Yahudiler, yaşadıkları ülkelerde gördükleri baskılardan kaçıp Türkiye’ye geldiler. Yerleştikleri bölgelerde sinagoglarını inşa ederek, kendi kültürel hayatlarını sürdürme imkânı buldular.

Yahudiler, Osmanlı topraklarında geldikleri ülkelere göre cemaatler halinde yaşadılar. 16-17. yüzyıllarda Yahudilerin imparatorluğun birçok şehrinde bulundukları biliniyor: İstanbul, Selanik, Edirne, Tekirdağ, Üsküp, Florina, Tırhala, Sofya, Akkirman, Kırım, Kefe, Mengup, Sudak, Anabolu, Filibe, Samakov, Pazarcık, Gelibolu, Gümülcine, Avlonya, Draç, Modon, İnebahtı, Manastır, Serez, Patras, Balyabadra, Hersek, Belgrad, Berat, Budin, Badracık, Holumiç, İstife, İştib, İzdin, Kastoria, Kalavrita, Mezistre, Karaferye, Koron, Rahova, Niğbolu, Silistre, Novoberda, Narda, Rudnik, Prevadi, Gördüs

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın