
Geçtiğimiz hafta, Harari’nin bir konferansına dayanarak, Yapay Zekâ (YZ)’nın dünya üzerindeki gelecekteki etkileri hakkında bir yazı kaleme almıştım. Bu yazının devamında, YZ’nın yaratabileceği bazı olumsuzlukları ve olası çözüm yollarını ele almak istiyorum. Ancak belirtmeliyim ki, YZ konusunda karamsar bir bakış açısına sahip değilim; tam tersine, iyimser bir tutum sergiliyorum.
Yazılarımı incelerken, YZ ile ilgili görüşlerimi dijital teknolojilerden bağımsız olarak değerlendirmemeniz gerektiğini vurgulamak isterim. Her iki olgu da birbirleriyle sıkı bir sebep-sonuç ilişkisi içinde etkileşim içerisinde olup, gelişimlerini birbirlerinden besliyorlar.
YZ’nın olumsuz etkilerini anlamak için sosyal medya ilişkilerimizi ele almak faydalı olacaktır:
Sosyal medyada yaptığımız her paylaşım, yaşam tarzımız, alışkanlıklarımız, karakterimiz ve duygusal durumlarımız hakkında önemli veriler sunmaktadır. Sosyal medya, bizi giderek daha iyi tanır hale geliyor ve bu sayede yönlendirme ve manipülasyon gücünü kazanıyor.
Sosyal medya platformları, paylaşımlarımızın yanı sıra çeşitli yöntemlerle her hareketimizi izliyor. Uygulamaları indirdiğimizde, genellikle takip izni talep ediliyor ve çoğu kişi bu izni kolaylıkla veriyor. “Bu uygulamanın benim konumumla ne alakası var?” sorusunu pek sormuyoruz. Örneğin, navigasyon gibi bazı uygulamalara bu izni vermek zorunlu hale geliyor; aksi takdirde o uygulamayı kullanma şansımız kalmıyor. Bir kez izin verdiğimizde, bu bilgiler YZ tarafından paylaşılıyor.
Ayrıca, telefonunuzun mikrofonu ve kamerası YZ için önemli birer araç haline geliyor. Arkadaşlarınızla bir konuda konuştuğunuzda, hemen o konuya dair reklamların sosyal medya akışınıza düşmesi, telefonun mikrofonunun açık olmasından kaynaklanıyor olabilir. Birçok uygulamaya mikrofon erişim izni verdiğimiz için bu durum gerçekleşiyor.
Peki, uygulamalar bu konuşmalardan ilgi alanlarımızı nasıl belirliyor?
Sosyal medya üzerinden reklam vermek isteyen firmalar, ürünleriyle eşleşen anahtar kelimeler listesi oluşturuyorlar. Eğer konuşmalarınızda bu kelimelerden biri geçiyorsa, sizi potansiyel müşteri olarak belirleyip reklam bombardımanına tutuyorlar. Bu kelime ile ilgili olan tüm firmalar, bilgilerinizi alıyor ve en yüksek teklifi verenlerin reklamlarına maruz kalıyorsunuz.
Bu uygulamaların benzerlerini, istihbarat servisleri ve siyasi partiler de kullanmaktadır. Bu sayede siyasi eğilimlerimizi değiştirmeye çalışıyorlar ve çoğu zaman başarıyorlar. Bu durum, entelektüel birikimimiz ve tercihimiz üzerinde ciddi bir etki yaratıyor.
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, İran ile ABD-İsrail ittifakının yaşadığı çatışmalara dair sosyal medya paylaşımlarında görülmektedir. Neredeyse tüm sosyal medya içerikleri, İran’a yapılan saldırıları haklı göstermeye yönelik bir çaba içinde. Aynı zamanda, İran’ın yaşadığı büyük yıkım haberleri öne çıkarken, ABD ve İsrail’in maruz kaldığı hasarları göz ardı eden içerikler oldukça az. Bu durum, manipülasyonun başka bir boyutunu ortaya koyuyor.
Bir başka örnek ise, MİT’in Sedat Peker’in kaldığı ülkedeki oteli, sosyal medya mesajlarından yola çıkarak tespit etmesidir. Peker’in konuşma yaptığı videodaki dekor analiz edilerek, o dekoru kullanan oteller araştırılmış ve yeri belirlenmiştir.
Birçok ebeveyn, her gün çocuklarıyla ilgili sosyal medyada düzenli paylaşımlar yapmaktadır. Okula giderken, parkta oynarken veya tatilde çocuk fotoğrafları paylaşılıyor.
Resmi verilere göre, Türkiye’de 2008-2016 yılları arasında 104.532 çocuk kaybolmuş. Yılda ortalama 11-12 bin çocuğun kaybolduğu anlamına geliyor. Bu çocukların bir kısmı bulunuyor; ancak ne kadarının bulunamadığına dair resmi verilerde yeterli bilgi yok. Çocuklarınızın sosyal medyada paylaştığınız fotoğrafları, onları kötü niyetli kişilerin hedefi haline getirebilir ve kaçırılma risklerini artırabilir.
Buraya kadar bahsettiğim konular bireysel tahrifatla ilgili. Sosyal ve kurumsal tahrifatları ise bir sonraki yazılarda ele almayı planlıyorum. Tahrifatları tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil; ama bunu en aza indirmek için bazı yolları inceleyelim:
Bir zamanlar üniversitelerde ‘Bilimsel Şüphecilik’ konusuna büyük önem veriliyordu. Şimdiyse bunun ne kadar uygulandığına dair bir bilgim yok. Fakat internet ve sosyal medyada gördüğümüz her şeye eleştirel gözle bakmayı öğrenmeliyiz.
Geçmişte Apple Store ve Google Store gibi platformlar, uygulamaları oldukça sıkı bir denetimden geçirirlerdi. Ancak günümüzde bu denetimlerin gevşediğini gözlemliyoruz; neredeyse her uygulama platformlarda yer bulabiliyor.
Ben bir diyabet hastasıyım ve kullandığım sağlık uygulamaları aracılığıyla YZ bunun farkında. Telefonumda sıkça, diyabet düzeyinizi ölçtüğünü iddia eden uygulamalarla karşılaşıyorum. Bunun mümkün olmadığını bilsem de bazen bu tür uygulamaları inceliyorum. Şu ana kadar bu işlevi yerine getiren bir uygulama görmedim; en fazla nabız ölçüyorlar.
Bir kez o uygulamayı açtığımda, karşıma yüzlerce benzer reklam çıkıyor. Çünkü o uygulamaya ilgi gösterdiğimi belirtmiş oldum. Bu tür uygulamaları gördüğünüzde, engelleme butonuna basmaktan çekinmeyin.

Eğer bu tür uygulamalara para ödemişseniz, iptali zor olabiliyor. Paranızı bu tür firmalara kaptırmamak için, o uygulamanın altına yorum yazmayı ihmal etmeyin. Sizi dolandırdığını ve paranızı iade etmediğini belirtin. Bu yorumlar, hem platformu hem de uygulamayı zor bir duruma sokar. Bu şekilde, beklentimi karşılamayan birçok uygulamadan paramı geri alabildim.
Diyabet konusuna dönersem, sosyal medyada takip ettiğim güvenilir bir teknoloji hesabında, Çinli bilim insanlarının kök hücre tedavisi ile Tip 1 ve Tip 2 diyabeti tedavi ettiklerine dair bir haber gördüm. Bu, bir diyabet hastası için heyecan verici bir gelişme. Böyle bir haberle karşılaştığımda, ilk yaptığım şey haberin doğruluğunu araştırmak oluyor. Bunu, YZ aracılığıyla gerçekleştiriyorum. Bir tek YZ platformuna güvenmiyorum; dört farklı YZ platformuna bu haberin linkini paylaşarak, gerçek kaynağını ve doğruluğunu araştırmalarını talep ediyorum.
Örneğin, yukarıda belirttiğim haber ile ilgili birçok bilimsel makale karşıma çıktı ve bu konunun henüz son aşamasına gelmediğini, fakat umut verici bir
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



