Yargı Silahı: Siyasi Hasımların Tasfiyesi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Yargı Silahı: Siyasi Hasımların Tasfiyesi

Siyasi muhaliflerin yargı yoluyla tasfiye edilmesi olgusu, köklerini Antik Yunan’a kadar dayandırmaktadır. Sokrates’in yargılanması ve idamı, ifade özgürlüğü hikayesi olarak anlatılsa da, gerçekler bu söylemin çok ötesindedir. Atinalılar, Sparta yanlısı muhalif bir figür olarak gördükleri Sokrates’e karşı, düşüncelerini ve fikirlerini değiştirmesine yönelik bir dava açtılar. Sokrates, bu suçlamalar gündeme geldiğinde 70 yaşında olup, hayatının büyük bir bölümünü aynı fikirlerle geçirmişti. Atinalılar, tanrılar veya gençlerin ahlakı ile ilgili kaygıları olsaydı, Sokrates’i yargılamak için bu kadar uzun süre beklemezlerdi. Bu durum, siyasi bir muhalefetin yargı yoluyla ortadan kaldırılmasının bilinen ilk örneğidir.

Zaman içinde Orta Çağ Avrupa’sına geçildiğinde, okuryazarlık oranının artması, kiliseden farklı öğretilere sahip mezheplerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Kilisenin otoritesini tehdit eden bu gelişmelere karşı çıkan herkes, sapkın olarak damgalanmış ve bu nitelendirme sonrasında binlerce insanın öldüğü Haçlı Seferleri başlamıştır. Kilise, bu kitlesel şiddeti sürdüremeyeceğini anlayınca, iktidarını kalıcı hale getirmek için Engizisyon Mahkemelerini kurarak, yargı yoluyla otoritesini pekiştirmeyi hedeflemiştir. Engizisyon, hukuk tarihinde radikal bir değişim yaratmış; itham sisteminden tahkik sistemine geçiş yapmıştır. İtham sisteminin gerektirdiği kişisel davacı koşulu, tahkik sisteminde ortadan kaldırılmıştır.

Engizisyon Mahkemeleri, bir suçlayıcı olmaksızın yalnızca söylentilere dayanarak harekete geçebilmekteydi. Bu durum, 12. yüzyıldan 21. yüzyıla kadar uzanan bir benzerlik taşımaktadır. 19 Mart yargı darbesinin de bir söylenti ile başladığı mahkeme kayıtlarında mevcuttur. Muhalifler, 12. yüzyılda sapkınlıkla suçlanmışlardı. Sapkınlık suçlaması, herhangi bir eylem gerektirmediği için bilinçli bir tercih olarak kullanılmıştır. Zihinde var olan, görünmez bir suçun nasıl ispat edileceği sorusu ise yanıtsız kalmaktadır. Bu tür suçlar, bir itirafla ortaya konulmakta; mahkumiyet, sanığın kendi sözleriyle sağlanmaktadır. Önünüzdeki dosyanın itirafçı beyanlarıyla oluşturulduğu, iddianameyi yazanların ifadesidir.

Rica etsem görseli açabilir miyiz? Çok az yaklaştırabilir misin? Biraz aşağı. İddianameden misal, çok az aşağıya kadar. Evet. İddianameyi yazanlar, iddianamede neye dayandıklarını yazıyorlar: Soruşturma kapsamında elde olunan, başta etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan mensupların beyanları. Yani itirafa dayandığı gizli bir subjektif söylem değil, iddianameyi yazanların bizzat kendilerinin itirafıdır. Orta Çağ’da itiraf; sanığın ruhundan çıkarıldığı ileri sürülen sözde gerçeğin, iktidarın kurduğu anlatıyla uyumlu hale getirilmesi işlemidir. Öyle ki itiraf elde edebilmek için işkence bile yasal hale getirilmişti. Çünkü işkence, sanığın içinde saklı olduğu varsayılan o sözlü hakikati söküp çıkarmak olarak görülmüştür. Bu yüzden itirafa, hukuk tarihinin en soğuk ve en dehşet verici metaforu olan “derinlerin kraliçesi” denmiştir. Engizitör, yani kilise yargıcı; sanığın direncini kırıp itiraf almak için yalnızca bedensel acıya dayalı işkence yapmaz. Aynı zamanda belirsizliği de işkenceye çevirir. Sanık veya şüpheli; suçlamanın ne olduğunu bilmeden, kim tarafından suçlandığını bilmeden aylarca zifiri karanlık hücrede bekletilir. Sanık itiraf edene kadar işkence devam ederdi; çünkü itiraf kilisenin hakikatiydi, iktidarının dayattığı hakikatti. Şimdi bu kadar bilgiyle bile önümüzdeki dosyanın engizisyonun mirası olduğunu yok sayabilir miyiz? Tutuklamanın itirafçı yapmak amacıyla kullanıldığını inkar edebilir miyiz? Engizisyonda savunma avukatları, müvekkillerini savunmak yerine onları itirafa ikna etmeye zorlanır, aksi halde avukatlar da sapkınlığın savunucusu olarak ilan edilebilirlerdi. İddianamede, hakkımda müvekkil lehine en iyi savunmayı yapmak bir suçlama olarak sunulmuştur. Bugünkü savcılık uygulamasını 800 yıl önceki engizitörden nasıl ayırabiliriz? Bir yerde savunma yoksa, savunma değersize, orada hüküm peşindir. Hüküm peşinse yargılama bürokratik bir formalitedir. O halde geriye kalan tek şey; sanığın kendi ağzından çıkacak itirafı hükmü tescil ettirmektir.

“Hatanı itiraf edersen belki merhamet bulabilirsin”

Meşhur engizitör Bernard Gui, sorgu tekniklerini anlatan ve diğer engizitörlere yardımcı olmak üzere ‘Practica’ isimli bir kitap yazar. Kitaptan bir alıntı okuyacağım. Engizitör şöyle diyor kitabında: Birisi sapkın olmadığına dair yemin etmek istediğini söylerse, ona şöyle derim: Eğer kazıktan kurtulmak istiyorsan 1 yemin, 10 yemin, 100 yemin, 1000 yemin yetmez. Ben sayısız yemin isteyeceğim. Dahası aleyhine tanıklar varsa yeminler de seni kurtaramaz. Ölümden kurtulamayacak, sadece vicdanını lekeleyip kalacaksın. Ama hatanı itiraf edersen belki merhamet bulabilirsin. ‘Bu endişe altında bazılarının itiraf ettiğini gördüm’ der kitabında. Adı geçen kitabın çok az sayıda basılı nüshasından bir tanesinin, Adalet Bakanlığı’na bağlı hakim stajyerlerinin eğitiminin verildiği Adalet Akademisi kütüphanesinde olduğunu öğrendim. Eğitim müfredatında yer veriliyor mu, çok merak ediyorum.

“Çünkü tarih yalnızca olup bitenleri yazmaz; aynı zamanda hangi yöntemlerin tekrar tekrar sahneye çıktığını da gösterir”

Görüldüğü üzere engizisyon; hedefini yok etmek için yeterli delili kendi içinde üreten bir mekanizmadır. Belirlediği hedefi yok etmek için gereken delili ve bahaneyi kendi içinde üreten bir mekanizmadır. Hakikatin itirafla üretildiği bu mekanizma öyle kusursuz işlemektedir ki her iktidar aynı canavardan bir tane isteyecektir. Nitekim öyle de oldu. Tarih boyunca her siyasi iktidar, iktidarını kalıcılaştırmak ve pekiştirmek için aynı canavardan bir tane istedi. Sadece zamanın şartlarına göre bu ihtiyaçlar modernize edildi. Antik Yunan’da filizlenen, Orta Çağ Avrupa’sında kurumsallaşan bu mekanizma hep aynı amaca hizmet etti: Siyasi hasmını suçlu ilan ederek mahkum etmek; hakikati ikna ile kuramayıp itirafla dayatmak. Engizisyonla beraber bu tarihsel hattın ilk örneğini inceledik. Şimdi bu hattın modern dünyada nasıl yeniden kurulduğuna gelmek istiyorum. Çünkü tarih yalnızca olup bitenleri yazmaz; aynı zamanda hangi yöntemlerin tekrar tekrar sahneye çıktığını da gösterir.

Her bir yöntem ve örnek engizisyonun reenkarnasyonuydu; bürokratik ve teknolojik olarak modernize edilmiş haliydi. Bu amaca hizmet eden son ve güncel örnek, ABD tarafından dünyaya ihraç edilen Lawfare’dir. Siyasi muhaliflerini y

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın