Yargılama Süreçleri: Adaletin Çürüyen Yüzü

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Yargılama Süreçleri: Adaletin Çürüyen Yüzü

Daha önceki yazılarda da ifade edildiği gibi, açılan davaların yıllarca sürmesi, toplumun alıştığı bir yargılama sorunu haline gelmiştir. Bu durum, hak arama özgürlüğünü büyük ölçüde zedeleyen bir sıkıntı olarak karşımıza çıkmakta ve uluslararası sözleşmelerde Türk mahkemelerinin yetkili kılınmaması yönündeki uyarılar bile göz ardı edilmektedir. Yaşanan bu yanlışlık, artık hukukçularımız tarafından bile sıradan bir mesele olarak kabul edilmektedir.

Ancak bu durum, basit bir hata olmanın çok ötesinde, ciddi bir hukuk sapmasıdır.

Unutulmamalıdır ki, bu durumu eleştirenler bile bulunmaktadır, sayın yargıçlar.

Gerçekleştirilen duruşmalar, aylarca hatta yıllarca süren süreçler, aslında sözde hukuk terimiyle tartışma aşamasının temel ilkelerinin çiğnenmesi sonucunu doğurmaktadır.

Ne yazık ki, bizler, bu durumun farkında bile değiliz.

Yirmi birinci yüzyılda, yabancı mahkemelerin tercih edilmesine tanık oluyoruz ve bu durumu biliyoruz.

Tartışma aşamasında, iddia eden tarafın ve sanığın karşıt tezlerini yüksek sesle sunacağı, her türlü kanıtın tartışılacağı bir süreç yürütülmesi gerekmektedir.

Mahkeme yargıcı, bu aşamada sunulan delilleri ve gerekli görülmesi halinde yapılan keşifleri değerlendirerek kararını vermelidir.

Ancak, iddia ve savunmalar tartışılmadan verilen her hüküm, aslında başlı başına bir Dreyfus kararı niteliği taşımaktadır.

Ülkemizde duruşmalar genellikle yargıçlardan yargıçlara aktarılmakta ve uzun süre devam etmektedir.

Bu tür duruşmaların tek bir yaptırımı vardır: Yokluk, yani hukuk dünyasında hiç doğmamış bir durum.

Bu şartlar altında, durum son derece ciddidir ve oldukça üzücü bir hal almıştır.

Çünkü bu anlayış, hukuku ve adaleti yerle bir eden bir alışkanlık haline gelmiştir.

Bu nedenle, insanlarımızın bu konudaki seslerini, şikayetlerini ve çığlıklarını duyun ve yargılamalarda yaşanan bu yanlışları düzeltmek için çaba gösterin, sayın hukukçular.

Unutmayın ki, bu sorunun çözümü yalnızca sizin omuzlarınızda yükselebilir.

Aslında bu savaş kazanılması kolay bir savaştır.

Bu mücadeleyi kazanmak için derinlemesine düşünmeye ya da araştırmalara gerek yoktur; sadece dünyadaki uygulamalara bakmak yeterlidir.

Dünyada, Avrupa, ABD, Brezilya, Arjantin, Rusya, Japonya, Çin gibi ülkelerde duruşmalar, hukukun gerekliliklerine uygun olarak genellikle tek bir oturumda sona ermektedir.

Bu nedenle, her duruşma, yani tartışma aşamasında bu durumu asla unutmamalısınız, sayın hukukçular.

Görünen o ki, bu çarpık durumu sürdürmek adına yapay gerekçeler üretme çabasına girmekte ve yargıç değişikliği gibi bahanelerle durumu daha da karmaşık hale getirmekteyiz.

Ancak, böyle bir durumun hiçbir yerde kabul görmediği açıktır.

Eğer gerekirse bu konuya tekrar döneceğim.

Birden fazla yargıcın bulunduğu mahkemelerde, bir yargıcın duruşmaya katılamayacağı durumlarda “yedek yargıç” kavramı kullanılmakta ve duruşmanın kesintiye uğramaması için gerekli önlemler alınmaktadır.

Dolayısıyla, yabancı yatırımcıların mahkemelerimizi yetkili kılmamalarının temel sebebi, yargıçlarımıza olan güvensizlikten ziyade, duruşma aşamasının yeterince iyi yürütülmemesi ve uzun sürmesidir.

Bunları bilmekte ve bu durumdan üzüntü duymaktasınız, sayın hukukçular.

Hak arama özgürlüğünü kullanan pek çok insanın bu hakka ulaşamadığını, en iyi sizler biliyorsunuz.

Bu noktada halk arasında sıkça söylenen bir deyişi hatırlatmak isterim: “Seni mahkemeye verir, sürüm sürüm süründürürüm.”

Türkiye, hak almayı tehditkar bir hale dönüştüren tek ülkedir.

Bu durum sizleri düşündürmüyor mu, sayın yargıçlar?

Bu durum, Atatürk’ün ölümünden sonra bile hala yaşanıyorsa, bunun üzerine düşünmeli ve sorgulamalıyız.

Elbette, bu konuda harekete geçmemiz gerektiği aşikardır.

Artık bu uykudan uyanmalıyız, sayın Türk hukukçuları.

Zira geç kalmış bulunuyoruz.

Bu durum, adalet açısından son derece yıkıcı bir nitelik taşımaktadır.

Sorunların ve çözümlerin neler olduğu ise çok açıktır.

Uzun araştırmalara gerek yoktur; yapılması gerekenler bellidir.

Gerekli keşifler ve bilirkişi raporları gibi işlemler duruşma aşamasına geçmeden tamamlanmalı ve tartışma aşamasında tüm kanıtlar sunulmalıdır.

Yargıçların, bu süreçleri göz önünde bulundurarak karar vermeleri elzemdir.

Yargıçlardan beklenen, başka ülkelerde duruşma aşamasının nasıl yürütüldüğünü öğrenip bunu Türk hukuk sistemine aktarmaktır.

Hepimiz, adaletin sağlanması için çaba göstermek zorundayız.

Bu vesileyle, İslam inancına göre her insanın dört yurdu ve dört durağı vardır; bu durakları yaşamak ve yaşatmak için hukukun sınırları içinde kalmalısınız.

Sayın yargıçlar, lütfen hukukun içinde kalmak için gerekli özeni gösterin ve dürüstlüğü asla elden bırakmayın.

Türk halkının sizlerden beklentisi sadece budur.

Devamı yarın…

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın