
28 Ağustos 2026 07:37
Güncelleme: 28 Ağustos 2026 07:54
Eski AKP’li politikacılar, Özgür Özel’in liderliğinde kurulan Yeni Parti hakkında görüşlerini paylaştı. AKP’li isimler, halkın öncelikli gündeminin ekonomi olduğunu belirterek, Yeni Parti’nin en büyük sınavının ekonomi politikaları olacağını ifade etti. AKP’nin kuruluş döneminden örnekler vererek, “İlk yola çıktığımızda Erdoğan, ‘Milli Görüş gömleğini çıkardım’ demişti. Bu, diğer seçmenlerin dikkatini çekmek amacıyla söylenmiş bir ifadedir. Özel ve ekibi de benzer bir tutum sergilemeli” dedi.
Nefes yazarı Nuray Babacan, eski AKP’li siyasetçilerin, Özgür Özel’in liderliğindeki Yeni Parti’ye yönelik değerlendirmelerini aktardı. Babacan, eski AKP’li siyasilerin düşüncelerini şu şekilde ifade etti:
BU HABERİ, iahaber ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
ABONE OL
Zaten abone misiniz?
Üye girişi yapın
“Yeni Parti, zorluklara rağmen büyümeye devam edecektir. Seçimlere 1,5 yıl var. Bu süreçte nasıl bir yönetim sergileyecekleri kritik. Atacakları önemli adımlar bulunuyor.
2002 yılında biz, dipten gelen dalgayı yakalamıştık. Şu an benzer bir durum, Özgür Özel ve ekibi için de geçerli olabilir. Zorluklar yaşasak da sistem o zaman bize olanak tanımıştı. Şimdi Erdoğan’ın buna izin verip vermeyeceği önemli bir soru.
Yeni Parti, gerçekten yenilikçi bir yaklaşım sergilerse başarılı olur. CHP tabanıyla sınırlı kalmamaları gerekiyor; yelpazeyi genişletmeleri şart.
Kuruluş sürecimizde Erdoğan, ‘Milli Görüş gömleğini çıkardım’ dedi. Bu, diğer seçmenlerin dikkatini çekmek için yapılmış bir stratejiydi. Özel ve ekibinin de benzer bir tutum geliştirmesi şart.
Eğer Milli Görüş’te ısrar etseydik, oy oranımız yüzde 20 olacaktı. Bizi iktidara taşıyan, diğer seçmen kitleleriydi. Özgür Özel de benzer bir sınavdan geçiyor. Ya CHP’nin yüzde 25’inin içinde kalacaklar ya da yüzde 45’i zorlayacaklar.
Yeni Parti için en büyük sınav, ekonomi politikalarında yaşanacak. Şu anda halkı en çok zorlayan konu ekonomik kriz. Bu bağlamda kimlerle iş birliği yapacakları, halka sunacakları projeler ve geliştirecekleri ekonomik programlar oldukça önemli.
Partinin önce kimliğini belirlemesi, ardından başta ekonomi olmak üzere her alandaki sorunlar için net çözümler sunması gerekiyor.
Unutulmaması gereken bir nokta, siyasette olumlu konuşmanın yanı sıra, negatif algılardan kaçınmanın çok daha önemli olduğudur. Negatif bir algının oluşmasını engelleyebilirlerse, zafer kazanabilirler.
Seçmen tepkisini açıkça göstermiyor. Sessiz ve derinden ilerliyorlar. Ancak son sözü söyleme hakkı onlara ait. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından yapılan seçimler hala akıllardadır.
Asker, Necdet Calp’ın partisini işaret etti ama seçmen Turgut Özal’ı güçlü bir şekilde iktidara taşıdı. Bu nedenle seçmen reflekslerini küçümsememek gerekiyor. Onların tercihlerini etkileyen tuzaklar kurulduğunda, tepkileri sert olabilir.
Erdoğan’ın zihninde Azerbaycan benzeri bir yönetim anlayışı mevcut. ‘Muhalefet şeklen olsun, her seçimi ben ya da benim istediğim kişiler kazansın’ düşüncesi taşıyor. Dünya konjonktürü de bu durumu destekliyor. Uluslararası tepkilerin oluşmadığını gördükçe daha da ileri gidecektir.
Unutulmaması gereken bir diğer husus, Azerbaycan’ın totaliter bir rejimden sonra bağımsızlık kazanmış olmasıdır. Demokrasiyi hiç deneyimlemediler. Türkiye ise eksik de olsa demokrasinin ne olduğunu biliyor. Dolayısıyla Azerbaycan ile benzer bir duruma düşmez.
İki yıl önce, ‘Kemal Kılıçdaroğlu ile Tayyip Erdoğan ortak hareket edecek’ deseydi kimse buna inanmazdı. Bugünleri kimse öngöremezdi. Bu nedenle tehlikeli bir süreçten geçiyoruz. Sandık ve seçmen son derece önemli. Siyasilerin kendilerini hatırlatmaları ve demokrasiye sahip çıkmaları gerekiyor…”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



