
Bu yazıda, yeni varlık barışının önceki düzenlemelerle olan farklılıklarını ve dikkat edilmesi gereken önemli noktaları özetle ele alacağım.
Öncelikle, yeni varlık barışı düzenlemesinin temel prensipleri açısından eski düzenlemelerle benzerlik taşıdığını belirtmek gerekir. Son dönemlerde ekonomi politikalarının önemli bir aracı haline gelen ve belirli aralıklarla uygulanan bu düzenlemenin amacı, yurt dışında bulunan likit varlıkların (para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetler) Türkiye’ye getirilerek ekonomiye kazandırılmasıdır. Bu uygulama “yurt dışı varlık barışı” olarak tanımlanabilir.
Uygulamanın ikinci ayağı ise, Türkiye’de yerleşik gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin Türkiye’de bulunan, ancak yasal defter ve kayıtlarında yer almayan (kayıt dışı) varlıklarını aynı şartlarla bildirerek kayda almalarıdır. Bu durumu “yurt içi varlık barışı” olarak adlandırmak mümkündür.
Varlık barışının en belirgin avantajı, sağladığı “vergi koruması”dır. Düzenlemeye göre, uygulama kapsamında banka veya aracı kurumlara bildirilen (yurt dışı ve yurt içi) varlıklarla ilgili hiçbir vergi incelemesi veya vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.
Bu bağlamda, bildirim sürecinin ardından bir vergi incelemesi başlatılamayacak veya bildirilen varlıklara dair beyan edilmeyen ya da eksik beyan edilen durumlar için vergi tarhiyatı gerçekleştirilemeyecektir.
Ancak, başka nedenlerle başlayan vergi incelemeleri veya takdir komisyonu kararları sonucunda ortaya çıkan matrah farklarının bildirilen varlıklarla kesin bir ilişkisinin saptanamaması durumunda, bildirilen tutarlar üzerinden tarhiyat yapılabilir. Bu durumda varlık barışı, başka nedenlerle yapılacak incelemeler sonucu tespit edilen matrah farklarına otomatik olarak mahsup edilmez; geçmişte bir defa otomatik mahsup uygulanmıştı.
Bu konuyu ilerleyen bölümlerde daha ayrıntılı bir şekilde ele alacağım.
1. Kapsama Giren Varlıklar ve Bildirim Tarihi
Yurt dışı ve yurt içi varlık kapsamına, yurt dışında veya yurt içinde bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirildiğinde girmektedir.
2. Ödenmesi Gereken Vergi
Yurt dışı ve yurt içi varlık barışından faydalanmak için ödenmesi gereken vergi oranı yüzde 5 olarak belirlenmiş, bildirilen varlıkların yatırılacağı yatırım araçlarının vadelerine ve bildirim sürelerine göre farklı vergi oranları belirlenmiştir.
Buna göre, banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden, varlıkların değeri üzerinden yüzde 5 oranında peşin olarak tahsil ettikleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın 15’inci günü akşamına kadar “vergi sorumlusu” olarak bağlı bulundukları vergi dairesine beyan etmek ve aynı sürede ödemekle yükümlüdürler.
Vergi dairelerine beyan yükümlülüğü kaldırıldığı için yurt içi varlık beyanında bildirim sahiplerinin vergi dairesine vergi ödemeleri gerekmemektedir. Bu durumda vergiyi sorumlu sıfatıyla banka ve aracı kurumlar ödeyecektir.
Vergi oranı, bildirilen varlığın vadeli hesaplarda, devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında;
-En az beş yıl bulundurulacaksa %0,
-En az dört yıl bulundurulacaksa %1,
-En az üç yıl bulundurulacaksa %2,
-En az iki yıl bulundurulacaksa %3,
-En az bir yıl bulundurulacaksa %4 olarak uygulanacaktır.
1 Temmuz 2027 tarihinden itibaren 31 Temmuz 2027 tarihine kadar (bu tarih dâhil) yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan artırım yapılacaktır.
31 Temmuz 2027 tarihinin yetki ile uzatılması durumunda, bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranı ilave yarım puan artışla toplamda 1 puan artırımlı olarak uygulanacaktır.
Bu kapsamda verilecek taahhütnamelerden damga vergisi alınmayacaktır.
Önceki uygulamada vergi peşin ödenmekte ve indirim şartı sağlandığında vergi dairesinden iade alınmaktaydı. Bu defa “taahhüt” üzerine indirimli oran uygulanacak, verilecek taahhütnamelere istinaden vergi daha düşük oranlarda ödenecek ya da hiç ödenmeyecektir. Ancak taahhütlerin ihlal edilmesi durumunda, aşağıda detaylı olarak açıklayacağım üzere, vergi korumasından yararlanılamayacaktır.
3. Vergi Koruması
Yurt dışı ve yurt içi varlık barışı çerçevesinde banka veya aracı kurumlara bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.
Bu bağlamda, bildirimin ardından bir vergi incelemesi başlatılamaz veya bildirilen varlıklara dair beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen durumlar için vergi tarhiyatı gerçekleştirilemez.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ithalde alınanlar da dahil olmak üzere her türlü vergi, resim, harç ve fon açısından herhangi bir inceleme ve tarhiyat yapılamayacağıdır.
Varlık barışı uygulamalarının başarı şansını artıran en önemli faktörlerden biri budur.
Zira bildirimde bulunan mükellefler incelemeye alınırsa bu uygulamadan kimse faydalanamaz. Geçmişte Maliye, bu konuda kanuna uymuş ve kişileri rahatsız etmeyecek bir yaklaşım sergilemiştir. Ancak yakın zamanda bir MASAK raporunda varlık barışından yararlanıldığının belirtilmesi, bu yaklaşımın katılımı olumsuz etkileyebileceği yönünde endişelere yol açmaktadır. Bu tür örneklerin bir daha yaşanmaması temennisiyle!
Varlık barışının başarısı, uygulandığı dönemdeki ekonomik ve siyasi durumlardan etkilenmekle beraber, vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaması konusundaki verilen güvenceye de doğrudan bağlıdır.
Son zamanlarda “inceleme ve tarhiyat yapmama” konusundaki güvencenin tam olarak yerine getirilmediği düşüncesindeyim.
Bildirim işlemi nedeniyle vergi tarhiyatı yapılmaması, diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirlerin uygulanmayacağı anlamına gelmemektedir. İlgili düzenlemede bu durum açıkça belirtilmiştir.
Bu çerçevede, diğer mevzuat (kara para gibi) uyarınca alınması gereken tedbirler, bu düzenlemeden etkilenmeyecektir.
<pOkuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



