
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, güncel konular hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tarım, su ve üretimle ilgili bilgileri paylaşan Yumaklı, ayrıca medyada yer alan bazı yanlış bilgilere de yanıt verdi. Yumaklı’nın gazetecilerle gerçekleştirdiği buluşmada öne çıkan başlıklar ise şöyle sıralandı:
“TÜRKİYE, İSRAİL’DEN BİR TANE BİLE TOHUM ALMIYOR”
Tohum konusu, sıkça tartışılan bir mesele. Yurtdışından aldığımız tohumları kullanıyoruz gibi yanlış bilgiler, her seferinde açıklamalarımıza rağmen maalesef yayılmaya devam ediyor. Türkiye, tohumda kendine yeten ve hatta dünya genelinde ilk 10 ülke arasında yer alan bir konuma sahiptir. Üstelik, İsrail’den bir tane bile tohum almadığımızı vurgulamak istiyorum.
Geçtiğimiz yılın sertifikalı tohum kullanımıyla ilgili veriler de netleşti. 2025’te sertifikalı tohum üretimimizin 1 milyon 300 bin tondan 1 milyon 350 bin tona çıkmasının yanı sıra, ihracatımızın 338 milyon dolardan 368 milyon dolara yükseldiğini belirtmek isterim. Sertifikalı tohum ihraç ettiğimiz ülke sayısı ise 103’ten 117’ye ulaştı.
“COP31 EŞİK OLACAK”
Su konusu artık yalnızca teknik bir mesele olmaktan çıkmış, stratejik bir konu haline gelmiştir. Bugün, kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarımız yaklaşık 1313 metreküptür. Ancak mevcut gidişat devam ederse, 2030 yılında bu rakamın 1000 metreküpün altına düşme riski bulunmaktadır. Bu durum, bizi su fakiri ülkeler arasına sokabilir.
Bu nedenle, su verimliliğine yönelik önlemleri erken bir aşamada aldık. 31 Ocak 2023’te başlattığımız Su Verimliliği Seferberliği, depremden kaynaklanan bir duraksamaya rağmen, yıl sonunda daha güçlü bir şekilde yeniden başlamıştır. Bu, ertelenemeyecek bir konudur.
Unutmamak gerekir ki, insanlığın kullanabildiği su, dünya genelindeki toplam suyun yalnızca yüzde 1’ini oluşturmaktadır. Bu gerçeğin farkında olan birçok ülke, uluslararası toplantılarda bu konuyu gündeme getiriyor.
Berlin’de gerçekleştirilen Tarım Bakanları Toplantısı’na 60’tan fazla ülke katıldı. Bu toplantıda, “sıfır atık” ve “su verimliliği” politikalarımız hakkında bilgi almak isteyen birçok katılımcı ile tecrübe paylaşımı yapma fırsatımız oldu. Bu, bizim için son derece değerliydi.
Önümüzdeki COP31 süreci, bu açıdan önemli bir eşik teşkil edecek. Burada sadece anlatan değil, tecrübesini paylaşan ve ortak adımları konuşan bir ülke olmayı hedefliyoruz. Sıfır Atık ve Su Verimliliği Seferberliği’ni bu noktada daha ileri bir seviyeye taşımak istiyoruz.
Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin bu süreci desteklemesi, toplumsal farkındalık yaratma açısından büyük bir öneme sahip.
Açıkça belirtmek gerekir ki, günümüzde su ve gıda meselesi, tüm ülkelerin öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu konu, artık geleceğimiz açısından kritik bir mesele olarak değerlendirilmektedir. Biz de bu doğrultuda hareket ediyoruz.
“40 YILDIR KONUŞULUYORDU, BİR YILDIR HAYATTA”
Bu bağlamda önemli bir adım attık: Üretim planlamasına geçtik.
Su merkezli bir sistem kurarak, Türkiye’nin hangi bölgesinde neyin, ne kadar üretileceğini planlayan bir yapı oluşturduk. 2024 Eylül itibarıyla bu sistem faaliyete geçti.
Tüm desteklerimizi, teşviklerimizi ve kredilerimizi bu sisteme entegre ettik.
Yaklaşık 40 yıldır tartışılan üretim planlaması, nihayet son bir yıldır hayata geçmiş durumda.
Sanayi alanında da önemli bir aşama kaydedildi. Sanayi Master Planı açıklandı. Bu plan hazırlanırken, tarım havzalarını korumaya özen gösterdik. Böylece sanayi ve tarımı karşı karşıya getirmeyen, birlikte düşünen önemli bir çalışma gerçekleştirmiş olduk.
“TÜRKİYE, ET İHTİYACININ YÜZDE 90’INI KENDİ KARŞILIYOR”
Kırmızı et konusu da, tohum gibi dezenformasyona uğrayan bir diğer alan. Tüketilen kırmızı etin tamamının ithal edildiği yönünde yanlış bir algı mevcut. Ancak, Türkiye, et ihtiyacının yaklaşık yüzde 90’ını kendi kaynaklarıyla karşılamaktadır. Potansiyelimizin bunun da üzerinde olduğunu biliyoruz. Yerli hayvancılığı güçlendirmek için Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek ve Güçlü Besi Güçlü Üretim gibi projeler geliştirdik. Bu projeler büyük ilgi gördü ve buzağı doğumlarıyla birlikte sürüler genişlemeye, aile işletmeleri güçlenmeye başladı. Amacımız bu potansiyeli doğru projelerle harekete geçirmek ve sürdürülebilir üretimi sağlamaktır.
Üretim, tarımın kalbidir. Su olmadan üretim, üretim olmadan da gıda güvenliği sağlanamaz. Tüm politikalarımızı bu gerçek üzerine inşa ediyoruz.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



