Zamanın Kum Saati: Hayatın Anlamı Üzerine

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Zamanın Kum Saati: Hayatın Anlamı Üzerine

Yazmak, mutluluk ve iyimserlik yaymak gibi bir amacın yanı sıra, yaşadığımız hayata da bir şekilde dokunmak demektir.

Gerçekçi ve umut verici bir yaklaşım benimsemek, çoğu zaman kolay olmuyor.

Bu hedefleri belirlemek ve ardından kelimelerle boğuşmak, bazen zorlu bir süreç olabiliyor.

Çünkü dört bir yanımızda bir kuşatma hissediyoruz.

Bir tarafımızda savaş, tehdit ve korku atmosferi mevcut…

Diğer yandan ise soygun ve ahlaksızlıkların arttığı bir ortam var.

Olağanlaşmış cinayetler, karanlık köşelerde caniye dönüşen çocuklar…

Yasaklamalar, içtenlikten uzak başsağlığı dilekleri ve unutmaya bir adım mesafede kalan üzüntüler…

Artık umursamazlıklar ve itiraz edememek, en küçük bir başkaldırıda sert tepkilerle karşılaşmak neredeyse sıradan hale geldi.

Bugün böyle geçti… Bir hafta daha geride kaldı… Bu ayı tamamladık… Yılı da geride bıraktık…

Sonuç aynı: Elde kalan tek şey mutsuzluk!

Zaten birçok zorlukla dolu olan hayatı daha da çekilmez kılmak için özel bir çaba sarf ediyor gibiyiz.

*

Hayattan bahsediyorum, evet.

Yani yaşadığımız zaman diliminden.

Filmin sonunu biliyoruz: Öleceğiz.

Doğduğumuz andan itibaren yaklaştığımız tek gerçek: Ölüm!

Ne kadar yaşayabiliriz ki?

70 yıl mı? 80? Belki cömert bir tahminle 100 yıl diyelim.

Ama ne olacak? Sonunda ölmeyecek miyiz?

O kadar ömrümüz var; bunun da çoğunu zaten harcadık.

Peki, bu zamanı nasıl değerlendirmeliyiz?

En çok para mı gerekiyor? Mal-mülk mü?

Güçlü bir iktidar mı arıyoruz?

Aşk mı? Seks mi? Eğlence mi? Dostluk mu?

Yoksa gezmek mi? Okumak mı?

Ya da “hayatın anlamı, durmadan o anlamı aramakta” mı?

Ne? Ne? Ne?..

Bunu düşünmekte fayda var, bir zahmet!

Kum saati işliyor.

*

Kum saati herkes için akıyor.

Ama buna kayıtsız kalanlar var; özellikle iktidardakiler.

Görünüşe göre, istediğin her şeyi yapabileceğine inanmak, insanı Tanrı ile kıyaslamaya itiyor.

Tanrı, yüce bir güç ve sınırsız bir otorite…

Ama bir dezavantajı var: “Görünmüyor”.

Kullar, her zaman görünür, her konuda konuşur, her şeye karışır ve herkese emrediyor…

Zamanla belki de “ben de o kadar büyük değil miyim?” hissine kapılıyorlar.

Bu hisle başa çıkmak hiç de kolay değil.

Her türlü iktidar ile Tanrı fikri arasındaki en büyük fark, zaman ölçüsünde yatıyor: Birinin ölümsüz olduğu kabul edilirken, diğerinin hüküm süresi ne olursa olsun, sonsuzluğun karşısında aciz kalacak kadar kısa olduğu kabul ediliyor.

Bunu kabullenmek zor; bu düşünce akla geldiğinde acı veren bir gerçek oluyor.

Bu nedenle, bunu düşünmemeye çalışıyorlar. Hiç ölmeyecek gibi yaşıyorlar.

Hiç gitmemek ve böylelikle ölümsüzlük izlenimi vermek için her şeyi feda etmeye hazırlar.

Ellerinde olana kadar yasama, yürütme, yargı ve medya gibi her türlü aracı kullanarak bir emir daha verecekler:

“Hızla kum saati durdurulsun! Emre itaat etmeyen kumlar ‘vatan hainliği’ gerekçesiyle tutuklansın!”

Fakat kum saati bu!

Emir dinlemez.

Akıp gider, ezip geçer…

Kumlar akmaya devam ediyor; aşağıdaki kum tepeciği giderek büyürken, yukarısı iyice zayıflıyor.

*

Farkında mısınız, herkes bu ülkede sıkışıp kaldı.

Son dönemde tekrar eden açmazlar, sürekli artan şiddet ve bu yolun geleceksizliği, hepimizi sınırladı.

Kum saati işliyor.

Her gün aynı çıkmaz senaryosunda debeleniyor, yarın aynı günü tekrar yaşamak üzere umutsuzca yatağımızda kıvrılıyoruz.

Bugünümüz öylesine bir bataklığa dönüştü ki, dünümüzü kaybettik ve yarını bulamıyoruz.

Zamanı unuttuk aslında.

Ölümsüzlük arayışı içinde, yaşarken ölmek adına zamanı unuttuk.

Dünyayı unuttuk.

Evreni unuttuk.

Tarihi unuttuk.

Yaşadığımız derin acılar içinde, bugün artık “sonsuz” ve hiç bitmeyecekmiş gibi gelmeye başladı.

O halde unuttuklarımızı hatırlamaya çalışalım.

Önümüzdeki kum saatinin arkasında, ondan çok daha büyük olan diğer kum saatlerine bir bakalım.

Nereden gelip nereye gidiyor bu hayat?

<img decoding="async" alt="" data-error-handled="true" height="338" src=" </p>

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın