
CHP kime hizmet ediyor?
Yazar: Cengiz Sarıyer
Siyasi arenada CHP’de 38. Olağan Kurultayı sonrası yaşanan değişim, sadece bir vitrin yenilenmesi değil; muhalefetin dilinin ve yönteminin bütünüyle “operasyonel” bir karaktere bürünmesidir.
Özgür Özel liderliğindeki yeni CHP yönetiminin benimsediği bu strateji, meclis kürsülerini geleneksel siyaset alanından çıkarıp, dijital platformlarda olgunlaştırılan dezenformasyonun birer yankı odasına dönüştürmüş durumdadır.
Bu sürecin temel dinamiğini, siyaset biliminde “narratif senkronizasyonu” olarak adlandırılan eşzamanlı mesaj üretimi oluşturmaktadır.
CHP yönetiminin dile getirdiği iddiaların, FETÖ firarisi
Cevheri Güven gibi isimlerin yayın takvimiyle olan milimetrik paralelliği, rastlantısal bir benzerliğin çok ötesindedir.
Bu senkronizasyonun en somut örneği, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan gibi devletin stratejik savunma ve hukuk hatlarını temsil eden isimlerin sistematik olarak hedef alınmasıdır.
Sızıntıdan Siyasete: Bilginin İşlenme Süreci.
Bu operasyonel hattın “mühimmatı” ise trajik bir şekilde iktidar partisinin içindeki klik çatışmalarından
sağlanmaktadır.
AK Parti içerisindeki bazı odakların, rakip gördükleri bürokratları tasfiye etmek amacıyla sızdırdığı mahrem bilgiler, şu döngüyle siyasal bir silaha dönüştürülmektedir:
İnşa:
AK Parti içindeki klikler tarafından sızdırılan veriler, yurt dışındaki FETÖ merkezlerinde “hikayeleştirilerek” sosyal medya formatına sokulmaktadır.
Olgunlaştırma:
Önce anonim hesaplar üzerinden bir “yolsuzluk dosyası” havası yaratılmakta, ardından
firari isimler teknik altyapıyı kuran videolar yayınlamaktadır.
Resmileştirme:
En son aşamada Özgür Özel, bu iddiaları meclis kürsüsüne veya miting meydanlarına taşıyarak dezenformasyona “siyasal meşruiyet” kazandırmaktadır.
Özetle; sızıntıyı yapan grup AK Partili olabilir ancak bilginin son durağı ve işlenme biçimi tamamen FETÖ’nün stratejik hedeflerine hizmet etmektedir.
Akın Gürlek’in mal varlığına dair paylaşılan tapu ID numaralarının detayları, bu bilgilerin sıradan bir siyasi araştırma ile değil, devletin mahrem kayıtlarına erişimi olan odakların iş birliğiyle elde edildiğini kanıtlar niteliktedir.
Hakan Fidan’ın, rasyonel bir dış politika eleştirisinden ziyade “TikTok Hakan” nitelemesiyle
itibarsızlaştırılmaya çalışılması aslında isimleri değil devletin terörle mücadele kapasitesini hedef almaktadır.
Fidan’ın MİT başkanlığından Dışişleri Bakanlığı’na geçişi FETÖ’nün yurt dışındaki faaliyetlerini daha geniş bir diplomasi ağıyla engelleme potansiyeline sahiptir.
Eti Maden dosyası, sadece Akın Gürlek’i hedef almamakta, aynı zamanda Türkiye’nin stratejik maden politikalarını yürüten kurumlarını da şaibe altında bırakmaktadır. FETÖ’nün geçmişte 17-25 Aralık
sürecinde kullandığı “yasal görünümlü belgelerle algı yaratma” yöntemi, bu dosyada CHP eliyle yeniden sahnelenmiştir.
Sonuç olarak; iktidar içindeki klik kavgası veriyi sağlamakta, FETÖ bu veriyi kurgulamakta, CHP ise bu kurguyu topluma servis etmektedir. CHP kendi özgün muhalefet dilini kaybederek dışarıdan enjekte
edilen dezenformasyonun bir taşıyıcısı haline gelmiştir.
Eğer ana muhalefet partisi, kaynağı şaibeli “dosya siyaseti” yerine yerli ve milli bir muhalefet diline dönmezse, devletin meşru kurumlarıyla olan bağı tamamen kopma riskiyle karşı karşıya kalacaktır.
Türkiye’nin bu sarmaldan kurtulması, hem iktidarın kendi içindeki sızıntı odaklarını temizlemesine hem de muhalefetin bu “operasyonel” aparattan sıyrılmasına bağlıdır.
Saygılarımla…
link: https://x.com/cengizyer1/status/2036545766047564152?s=46
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



